14 KASIM DÜNYA DİYABET GÜNÜ (ŞEKER HASTALIĞI)

14 Kasım Dünya Diyabet Günü (Şeker Hastalığı)

14 KASIM DÜNYA DİYABET GÜNÜ (ŞEKER HASTALIĞI)

Prof. Dr. Murat YILMAZ

Şeker hastalığı (Diabetesmellitus) sıklığı son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de artmaktadır. Ülkemizdeki sıklığı son 10 yıl içinde yaklaşık 2 kat artarak % 7.2 den %13.7 ye yükselmiştir. Bir başka deyişle sokaktaki 20 yaş üzerindeki her 8 kişiden biri şeker hastasıdır. Ayrıca bu kişilerin 3 te biri şeker hastası olduklarını bilmiyorlar.

Şeker hastalığı Tip 1 ve Tip 2 Diyabet olarak ikiye ayrılır

Şeker hastalığı Tip 1 ve Tip 2 olmak üzere 2 farklı formda görülür. Tip 1 formu daha çok gençlerde (30 yaş altında) görülür ve hastalar zayıftırlar. Tip 2 formu ise daha çok 30 yaş üzerindeki erişkinlerde görülür ve olguların yaklaşık % 85’i şişmandır. Tip 1 şeker hastalığında pakreasdan insülin salgısı yoktur ve bunun sonucu olarak kan şekeri yükselir. Tip 2 şeker hastalığında ise insülin direnci ön plandadır. Tip 2 şeker hastalığı sıklığının artmasının en büyük nedenleri hareketsiz yaşam, dengesiz beslenme ve stresdir. Tip 2 şeker hastalığında ailede şeker hastalığı öyküsü yoğundur. Obezite yani şişmanlık sıklığındaki artış şeker hastalığı sıklığının artmasındaki en önemli nedenlerden birisidir. Daha çok yetişkinlerde görülen Tip 2 şeker hastalığı artık çocuklarda da daha sık olarak karşımıza çıkmaktadır.

Çok su içme, sık idrara çıkma ağız kuruluğu şeker hastalığına işaret eder

Çok su içme, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, gece sık idrara çıkma, iştah artışına karşın zayıflama, açlık hissi, çabuk yorulma, halsizlik, inatçı ve tekrarlayan enfeksiyonlar, yaraların geç iyileşmesi ve görme bulanıklığı şeker hastalığının en önemli belirtileridir. Bu belirtileri olan kişiler mutlaka kan şekerlerini ölçtürmelidirler

Şeker hastalığı tanısı kan şeker düzeyi ölçülerek konulur. Sağlıklı bir insanda en az 8-10 saat açlık sonrası açlık kan şekerinin normal düzeyi 70-100 mg/dl arasındadır. Eğer açlık kan şekeri düzeyi en az 2 ölçümde 126 mg/dl ve üzerindeyse şeker hastalığı tanısı konulur. Buna ek olarak  kişinin aç  yada tok olmasına bakılmaksızın en az iki şeker ölçümü 200 mg/dl ve üzerindeyse de şeker hastalığı tanısı konulur. Kan şeker düzeyi  100-125 mg/dl arasında olan olgularda  şeker yükleme testi yapılmalıdır ve  şeker yükleme testinde 2. saat kan şekeri 200 mg/dl ve üzerindeyse de şeker hastalığı tanısı konulur.

Ailesinde şeker hastalığı olanlar, normalden fazla kilolu olanlar, polikistik over sendromlu olgular, gebelikte şeker hastalığı tanısı konan olgular şeker   hastalığı için yüksek riske sahip kişilerdir. Bu olgularda kan şekeri normal aralıkta olsa bile şeker yükleme testi yapılarak şeker hastalığı araştırılmalıdır. Bunlara ek olarak hipertansiyon, hiperlipidemi (kan yağ düzey yüksekliği) ve kardiyovasküler hastalık öyküsü olan olgular da  şeker hastalığı için risk taşımaktadırlar. Riskli  grupta olmasalarda 40 yaşından sonra mutlaka her  vatandaş  yılda bir kan şekeri ölçtürmelidir.

Sinsi bir hastalıktır

Şeker hastalığı sinsi bir hastalıkdır. Hastanın yaşam süresini ve kalitesini azaltan çok önemli komplikasyonları vardır. Büyük ve küçük damarları tutar, buna bağlı olarak göz, sinir, böbrek, kalp, beyin damarlarını ve periferik arterleri etkiler. Bunun sonucu olarak şeker hastalığının kronik komplikasyonları ortaya çıkar. Diyabetik retinopati yani göz tutulumu görme kaybının en sık nedenidir. Diyabetik nefropati yani böbrek tutulumu böbrek yetmezliğinin en önemli nedenidir. Diyabetik nöropati yani sinir tutulumu hastanın yaşam kalitesini azaltır, diyabetik ayak yaralarının ve travma dışı ayak kesilmelerinin en önemli nedenidir. Başta kadınlar olmak üzere tüm hastalarda kalp damar hastalığı riski artar. Genç yaşlarda kalp krizi, kalp yetmezliği ve inme(felç) görülme sıklığı ve bunlara bağlı ölüm riski artar.

Şeker Hastalığı Tanısı Konar Konmaz Tedavi Başlamalıdır

Şeker hastalığının tedavisi hastalık tanısı konulduğu andan itibaren başlamalıdır. Kan şekeri ne kadar erken ve ne kadar etkin olarak kontrol altına alınırsa hastanın yaşam kalitesini etkileyen komplikasyonların görülme sıklığı o kadar az olur. Hasta tedavi konusunda istekli ve uyumlu ise kan şekeri daha erken ve etkin olarak kontrol altına alınır. Hasta tedaviye uyumlu değilse, kan şekerim kontrol altında, yakınmalarım geçti, tamam ben iyileştim diyerek tedavisini aksatırsa kısa sürede kan şekeri kontrolden çıkar ve komplikasyonların görülme sıklığı artar.

Tedavi Bireyselleştirilmelidir

Her şeker hastasının kan şekeri hedefi aynı değildir, hastaya özel olmalıdır. Hastanın yaşına, şeker hastalığının süresine,  göz böbrek ve kalp gibi organların etkilenip etkilenmediğine, ek hastalığı olup olmadığına, tedaviye uyum ve isteğine, kan şekeri düşme riskine göre tedavi hedefi değişir.  Genç, yeni tanı ve komplikasyonları olmayan bir hastada daha sıkı kontrol önerilirken, yaşlı, hastalık süresi uzun, komplikasyonları  ve ek hastalığı olanlarda ise daha az sıkı kontrol önerilir.

Yaşam Tarzı Değişikliği Olmadan Şeker Hastalığı Tedavi Edilemez

Tip 2 şeker hastalığının oluşumunda insülin direnci önemli rol oynar ve olguların yaklaşık dörtte üçü şişmandır Şeker hastalığının tedavisinde yaşam tarzı değişikliği önemli yer tutar. Yaşam tarzı değişikliğinin temel bileşenleri egzersiz ve beslenme tedavisidir. Haftada en az  4-5 defa  ve en az 30 dakika olmak üzere toplam 150 dakikalık bir  orta tempolu yürüyüşten oluşan egzersiz yeterlidir.Beslenme alışkanlığının düzenlenmesi gerekir. Düşük kalorili dengeli diyet kilo vermeye yeterlidir. Sık aralıklarla ve az az 3 ana 3 ara öğün beslenmek önemlidir. Glisemik indeksi yüksek basit rafine karbonhidratların (şeker, beyaz ekmek,yağlı gıdalar, işlenmiş karbonhidratlar)  yerineglisemik indeksi düşük kompleks karbonhidratlar (tam buğday ekmeği, bulgur, esmer pirinç, lifli gıdalar) tercih edilmelidir. Bir insan günlük gereksinim duyduğu kaloriden 400 kalori eksik alırsa ve düzenli egzersiz yaparsa bir ayda yaklaşık 2-4 kg zayıflar.Yaşam tarzı değişikliğine tam olarak uyan hastalarda  kan şekeri kolaylıkla kontrol altına alınır. Yaşam tarzı değişikliğine uyan olgularda kan şekerini kontrol  altınaalmak için daha düşük dozda ağızdan  alınan ilaçlar ve daha düşük doz insülin kullanılır.

Ağızdan alınan ilaçlar ve insülin tedaviye eklenebilir

Tip 1 şeker hastalığının tek tedavisi vücut insülin üretemediği için insülin tedavisidir. Tip 2 şeker hastalığının tedavisinde ise yaşam tarzı değişikliği, ağızdan alınan ilaçlar ve insülin tedavi seçenekleri arasındadır.Tedavi seçiminde hastanın yakınmaları ve kliniği önemli rol oynar. Şeker hastalığı belirti ve bulguları ağır olmayan olgularda ise ağızdan alınan ilaçlar ilk sırada tercih edilir. 3 aylık aralıklarla yapılan izlemlerde kan şekeri hastaya özel hedefte değilse insülin bu ilaçlara ek olarak kullanılabilir. Şeker hastalığı belirti ve bulguları ağır olgularda ağızdan alınan ilaçlarla insülin aynı anda başlanabilir.

Sonuç olarak şeker hastalığı yaşam boyu süren süreğen bir hastalıktır ve tedavisi de yaşam boyu sürer. Yaşam tarzı değişikliği tedavinin en önemli kısmını oluşturur. Yaşam tarzı değişikliği ile kan şekerini kontrol etmek daha kolaydır.Şeker hastalığı erken ve etkin olarak tedavi edilmelidir. Hasta tedaviye katılırsa, istekli olursa hastalığı kontrol altına almak kolaylaşır ve bunun sonucunda komplikasyonların görülme sıklığı azalır,  hastanın yaşam kalitesi ve süresi artar.