KARDİYOLOJİ

Reyap Hastanesi İstanbul Kardiyoloji Bölümü, kalp sağlığını korumak, kalp hastalıklarını teşhis ve tedavi etmek amacıyla dünya standartlarında donanım ve altyapı ile hizmet vermektedir. Bölümümüz haftanın her günü, günün her saatinde hastalarımızın hizmetindedir.

Reyap İstanbul tüm yaş gruplarında  her türlü kalp hastalıklarının tanı ve tedavi imkanına sahiptir. Hastanemiz, kalp hastalıklarında muayene, teşhis, tedavi, rehabilitasyon ve koroner yoğun bakım konularında hastalarına hizmet vermektedir.

Kalp hastalığı olan hastalara yönelik teşhis ve tedavi için gerekli her türlü muayene, değerlendirme ve laboratuar araştırmaları polikliniğimizde, yataklı servis ve koroner yoğun bakım ünitesinde uygulanmaktadır.

 

Reyap Hastanesi İstanbul Kalp Merkezinde yapılan işlemler:


Poliklinik Muayeneleri:
Haftanın 6 günü (Pazar hariç) muayeneler saat 08:30 –17:30 arasında, hekimlerimiz tarafından yapılmaktadır.

Elektrokardiyografi (EKG):
Kalp kasının ve sinirsel iletim sisteminin çalışmasını incelemek üzere kalpte meydana gelen elektrik faaliyetlerinin kaydedilmesidir. EKG kalp hastalıklarının teşhisinde en eski ama hala en önemli tanı yöntemlerinden birisidir. Özellikle kalp damar tıkanıkları, ritm bozuklukları, kalp kapak hastalıkları ve kalp yetersizliğinin tanısında vazgeçilmez bir öneme sahiptir. 

Efor (Treadmill-Egzersiz) Testi:
Efor testi, kalp damar hastalığı varlığının araştırılması, bilinen kalp damar hastalığında tedavinin etkinliğinin saptanması, eforla beraber kalp atışlarında düzensizliğin yani aritminin meydana gelip gelmediğinin tespit edilmesi, çeşitli kalp hastalıklarında hastanın efor yapabilme kapasitesinin araştırılması, hipertansiyonu olan hastalarda eforun kan basıncının üzerine etkilerinin tetkik edilmesi ve kalp kapak hastalıklarında ameliyat zamanının belirlenmesi için başvurulan bir testtir. Efor testi sırasında, hasta bir koşu bandı üzerinde yürür. Yürüyüşün hızı ve eğimi doktor tarafından ayarlanarak kalp hızının artması sağlanır. Efor testi kişinin yürüme bandında belli hızlarda yürürken, seri olarak EKG’lerinin çekilmesi, tansiyonunun ölçülmesi yöntemi ile yapılan bir tetkiktir. Bu sırada hastanın şikayetleri, kalp atımları ve kan basıncı takip edilir, sürekli EKG takibi ile veriler kaydedilir. İstirahat anında EKG’de tespit edilemeyen anormal bulguların efor sonrası tespit edilmesini sağlar. Efor testi, başından sonuna dek sağlık personeli refakati gerektirir. Efor testi kalp hastalıklarının erken tanı ve teşhisinde büyük kolaylıklar sağlamaktadır. Sonucu tetkik sonrası hemen verilmektedir.

Transtorasik Ekokardiyografi (EKO):
Ekokardiografi kalp yapısı ve performansının ses dalgaları yolu ile (ultrason) incelenmesidir. Kalbe gönderilen ve kalpten yansıyıp geri dönen ses dalgalarının Ekokardiyografi cihazında analiz edilerek kalbin kas dokusu, kalp kapakları, kalpten çıkan büyük damarlar hakkında bilgi edinilir. Radyasyon içeren bir yöntem olmaması, işlem sırasında herhangi bir ilaç kullanılmaması sayesinde, hamileler ve yeni doğmuş bebekler dahil herkese, hiçbir risk ve acı yaratmadan uygulanabilir. İşlem sırasında hastadan bir sedyede yatması istenir. Üzerine yalıtkan özelliği bulunan, su bazlı bir jel sürülen ve probe adı verilen ses dalgası gönderen cihaz doktor tarafından göğüs bölgesinde çeşitli pozisyonlarda tutularak, kalbin görüntülenmesi sağlar. Bu görüntüler üzerinde çok detaylı ölçüm ve analizler yapılır. Kalbin yapısal tüm hastalıkların tanısı, (kalp büyümesi, kalp kası hastalıkları, kalp kapak hastalıkları, hipertansif kalp hastalıkları, kalp yetmezlikleri, kalp zarı hastalıkları, kalp içi kitleler, pıhtılar, kalp tümörleri, doğumsal kalp anormallikleri, hatta aort denilen vücuttaki en büyük çaplı damara ait hastalıkların) ekokardiografi işlemi ile konur. Ekokardiografi için herhangi bir ön hazırlık gerekmemektedir. Sonucu tetkik sonrası hemen verilmektedir. 

Stres Ekokardiyografi:
Stres ekokardiyografi kalbi besleyen damarlarda (koroner damarlar) bir tıkanıklık ya da daralma olup olmadığının araştırılmasında, kalp krizi ( miyokard enfarktüsü) geçiren hastalarda ilaç dışında bir tedaviye gerek olup olmadığının saptanmasında ve kalp kapak hastalıklarında hastalığın şiddetinin derecelendirilmesinde kullanılır. Çok önemli bilgiler sağlayan, güvenli ve kolay uygulanabilen bir tekniktir. Stres ekokardiyografi, basitçe kalbin “yaratılacak stres” öncesi ve sonrasında ses dalgaları ile incelenmesiyle gerçekleştirilir. Bu işlem sırasında herhangi bir acı hissedilmez. Kullanılacak stres yöntemi treadmill cihazında efor yaptırma yada belli ilaçlar uygulanarak kalp iş yükünü artırmak şeklinde olmaktadır. Sonucu tetkik sonrası hemen verilmektedir.

Transözofageal Ekokardiyografi (TEE) Testi: 
Kalp, göğüs kafesi içinde yemek borusunun hemen üzerinde bir yerleşime sahiptir. TEE ölçümü hastanın göğüs yapısı (akciğer hastalığı, deforme vs nedenlerle) yeterli kalitede ekokardiyografik görüntü vermediğinde ya da kalp içi oluşumları daha yakından görerek değerlendirme gerektiğinde başvurulan bir yöntemdir. Transözefajial Ekokardiyografi, yemek borusundan gerçekleştirilen daha detaylı ekokardiyografik değerlendirme ve normal ekokardiyografi ile görüntülenemeyen bazı bölgelerin görüntülenmesini sağlayan bir işlemdir. Ağız yolundan yemek borusuna indirilen ince bir tüp (probe) ile kalbin arka komşuluğuna erişilir ve çok net, ayrıntılı görüntü alınır. İşlem öncesi hazırlık ile birlikte 30 dakika sürmektedir. Sonucu tetkik sonrası hemen verilmektedir. 

Ritim (EKG) Holter: 
Ritim Holter; cep telefonu gibi kemere yada boyna asılan bir cihazdır. 3-4 adet kablosu, elektrotlar (yumuşak plastikten yapılı 3-4 cm çapında yapışkanlı malzeme) aracılığıyla göğse tutturulur. Kalp atımlarının uzun süreli takibi esasına dayanır. Kişi günlük normal yaşamını sürdürürken cihaz planlanan zaman boyunca kalbin tüm elektriksel fonksiyonlarını kaydeder. Süre sonunda cihaz çıkarılarak alınan kayıtlar bilgisayarda analiz edilir. Bu alet sayesinde muayene sırasında görülmeyen fakat gün içerisinde kısa süreli olup geçen çarpıntılar, göğüs ağrıları, baygınlık hissi gibi kalpten kaynaklanan tüm ritim bozuklukları tespit edilebilir. Holter cihazı takılıyken normal hayat sürdürülmelidir. Holter kaydı kalp ritim bozukluklarının veya bayılma nedenlerinin teşhisi için yapılabileceği gibi tedavinin sonuçlarının değerlendirilmesi için ilaç altında da yapılabilir. Holter cihazı takıldıktan sonra özellikle şikâyetleri oluşturan olaylar tekrarlanmalıdır. (Kahve tüketimi, merdiven çıkma v.s.) Doktorunuz başka bir şekilde önermediyse Holter kaydı 24 saat süreyle takılır, ancak bu süre 48-72 saate kadar uzatılabilir. Kalp pili takılmış hastalarda pil fonksiyonlarının değerlendirilmesi amacıyla Holter kaydı yapılabilir.

Event Recorder (Olay kaydedici):
Bu cihazlar EKG holter cihazına benzer yapıda olup özellikle sık tekrarlanmayan ritim bozukluklarının tespiti için kullanılmaktadır. Cihaz hastada 14 gün boyunca kalabilir. Bazı tiplerinde basitçe deri altına yerleştirilen alet 6 ay- 1 yıla kadar kayıt yapabilme özelliğine sahiptir. Hastanın sadece şikayeti olduğu anda (kayıt süresi istenildiği ölçüde ayarlanabilir) kayıt alma özelliğine sahiptir.

Tansiyon Holter: 
Hastaların gün boyu tansiyonunun sık aralıklarla ölçülerek, tansiyon ve nabzı kaydetmesidir. Hipertansiyon tanısında veya yapılan tansiyon tedavisinin değerlendirilmesinde kullanılan bir testtir. 24-72 saat arasında yapılan ölçümlerle önceden hipertansiyonu olmayan hastalarda erken teşhis sağlanabilir. Bu test yapılırken tansiyon aletinin manşonu 24 saat boyunca kola bağlı kalır. Kemere bağlı olarak taşınan holter cihazı belirlenen aralıklarla alet tansiyonu ve nabzı ölçerek hafızasına kaydeder. Tansiyon holter ile hastaların gün boyu tansiyonlarının sık aralıklarla ölçülerek, gün içindeki aktiviteleri sırasında, uykuda, dinlenme esnasında, tansiyonu ve nabız sayısı kaydedilmektedir. Bu veriler bilgisayarda analiz edilerek kan basıncında yükselme veya düşüşler saptanır. Böylelikle uzun süreli hipertansiyonu olan hastaların, günün hangi saatlerinde tansiyon değerlerinin yükseldiği saptanarak, tedavi düzenlenir. Daha önceden hipertansiyonu olmayan hastalarda erken teşhis konularak, tedaviye yönlendirmede yardımcı olur. 

Tilt Table Testi (Eğik Masa Testi):
Uzun süre ayakta hareketsiz kalma veya uzun süre oturduktan sonra ani kalkışlarda kan basıncında ve/veya kalp hızında ani düşme ile oluşan bayılmaların (senkop) tanısında uygulanan bir testtir. Bayılmaların ayırıcı tanısında kullanılır. Tilt Table testi, eğim verilebilen bir masa üzerinde poliklinikte gerçekleştirilir. Hasta masaya yatırılır, takiben masa dik konuma getirilir. Aşırı kan basıncı düşmesi ve/veya nabız düşmesi anormal cevabı gösterir.

Koroner Anjiyografi (KAG):
Koroner Anjiyografi, kalbi besleyen atardamarların görüntülenerek var olabilecek hastalıkların tespitinde kullanılan bir yöntemdir. Koroner anjiyografi ile damar sertliği nedeni ile koroner arterlerin hangi bölgesinin ne kadar daraldığını veya tıkandığını saptamak amacıyla yapılır. Damar darlık veya tıkanıklıklarını tespit ederek tedavinin gerektiği gibi yönlendirilmesini sağlar. Koroner anjiyografi de kalbi besleyen atardamarların hangi bölgesinin ne kadar daraldığını ya da tıkandığını tespit eder. Kalp damarlarındaki darlık veya tıkanıklıkları belirleyerek, tedavinin gerektiği gibi yönlendirilmesini sağlar. Koroner anjiyografide girişim yeri olarak kasık ya da kol atardamarları kullanılır. Girişim yerindeki atardamara önce kılıf yerleştirilir, bu kılıf vasıtasıyla farklı kateterler kullanılarak, kalp damarlarının başlangıç kısmına verilen opak madde (boyalı madde) ile damar yapısı görüntülenir. Kasık veya kol atardamarından yerleştirilen kateter vasıtasıyla, daha ince ve içi boş plastik yapıda kanüller ve teller kullanılarak kalp damarlarınızın ağız kısmına kadar ilerlenir ve buradan boyalı madde verilirken damarların filmi çekilir. Damarın baştan aşağıya filmi çekildiğinden sadece daralmalar değil damardaki genişlemeler, tıkanıklıklar, şekil bozuklukları, doğuştan veya sonradan oluşan genişlemeler de saptanmış olur. Hasta by-pass ameliyatı geçirmişse gerekli görülen hallerde, bacaktan veya göğüsten alınan damarlar da aynı yöntemle görüntülenir. Hastaya daha önce takılmış olan stentlerin veya balon işleminin sonuçları anjiyografi ile net olarak ortaya çıkarılmış olur. Koroner anjiyografi özel konuşlandırılmış anjiyo salonlarında gerçekleştirilir. İşlem bittikten sonra girişim yerindeki atardamara yerleştirilen kılıf çıkarılır, o bölgeye baskı yapılarak kanamanın durması sağlanır. Sıkı bandaj yapıldıktan sonra hasta yatağına alınır. Koroner anjiyografi hasta anjiyo odasına alındıktan 20 ila 30 dakika sonra tamamlanır. Bazı hallerde (bypasslı hastalar, daha önce değişik kalp ameliyatları geçirmiş hastalarla, kasık ya da kol damarlarında tıkanma olan hastalarda v.s.) bu süre uzayabilir. Koroner anjiyografi için hastanın hastaneye yatışı gereklidir. İşlem tamamlandıktan sonra hasta 4-6 saat istirahat ettirilir ve daha sonra ayağa kalkması sağlanır. Genel durumu uygunsa ve doktoru onaylarsa taburcu edilir. Bazı durumlarda kılıf çekildikten sonra dikiş sistemi kullanılabilir. Bu hastalar daha erken ayağa kaldırılarak, taburcu edilebilirler.

Perkütan Translüminal Koroner Anjiyoplasti (PTCA) - Stent:
PTCA ve/veya stent, koroner anjiyografi sonrasında saptanmış olan kalbi besleyen damarlardaki daralma ya da tam tıkanmaların tedavisinde kullanılan yöntemlerdir. PTKA ve / veya stent koroner anjiyografi gibi anjiyo laboratuvarında hasta uyutulmadan, angiografide takılmış olan aynı kılıf üzerinden yapılır. İşlem süresi değişkendir. İşlem bitiminde hasta doktorunun önerisine göre uygun servise alınır. Koroner balon anjiyoplasti özel dizayn edilmiş malzemeler kullanılarak yapılır. Önce girişim yerine yerleştirilmiş kılıf vasıtasıyla kateter yerleştirilir bu kateterin içinden ilerletilen çok ince kılavuz telle damar darlık bölgesinden geçirilir. Bu kılavuz tel üzerinden balon kaydırılarak hasta bölgeye ulaştırılır. Daha sonra bu balon dışarıdan sıvı verilerek şişirilir ve darlığın açılması sağlanır. Bu genişleme (şişme) esnasında kişi, göğüs ağrısı duyabilir. Bazı durumlarda bu şişirme ve indirmenin birkaç kez tekrarlanması gerekebilir. Sonrasında yapılan kontrolde açılmanın yeterli olduğunu tespit edilmesiyle işlem sonlandırılır. Düzgün açılma temin etmek nadirdir. Ayrıca ileride tekrar daralma riskini azaltmak için stentler %95 hastada tercih edilmektedir. Stent ince metal bir tel şeklinde balonun üzerine monte edilmiştir. Balonun üzerine sıkıca takılmış olan stent, balon şişirildiğinde açılarak damar duvarına kadar genişler ve orada açık olarak kalır. Böylece damarın esnekliğinden dolayı daralması engellenmiş olur. Başta, sadece çıplak, özel, paslanmaz nitelikteki metalden oluşan stentler kullanılmaktayken, günümüzde teknolojik ilerlemeye de bağlı olarak ilaç salınımlı ve eriyebilen nitelikte yeni ve farklı stentler de kullanılmaktadır. Hangi durumda hangi stentin kullanılacağına doktorun hasta ile konuşarak karar vermesi, doğru tedavi için tercih edilmesi gereken bir yoldur. İşlem sırasında yüksek miktarda kan sulandırıcı ilaçlar kullanıldığından kasık veya koldaki kateter hemen çıkarılmaz, bir süre beklendikten sonra çıkarılır. PTCA/stent, hastanın bir gün hastanede yatışını gerektiren bir uygulamadır. Hasta; doktor uygun gördüğü takdirde taburcu edilir. 2 gün ev, 15 gün iş istirahatı ile birlikte, 15 gün boyunca stresli ortamlardan, cinsel ilişkiden uzak durması çok önemlidir. Hastanın istirahat sonrası uçak yolculuğu ve uzun kara yolculuğuna çıkabilmesi de, doktorunun önerisine göre belirlenmektedir. Rutinde koroner anjiyografi işlemi kasıktaki femoral arter denilen atardamardan yapılırken, kliniğimizde el bileğinde yer alan ve radial arter denilen atardamardan da bu işlem yapılabilmektedir. Ayrıca kliğimizde sadece kalp damarlarının değil perifer damar denilen böbrek ve bacak damarları gibi damarların tıkanıklıkları da balon ve stent yöntemleri ile tedavi edilebilmektedir.

Kalp Kateterizasyonu:
Kalp kateterizasyonu koroner anjiyografi işlemine benzer şekilde kasık ve kol atardamarları kullanılarak yapılan ancak çoğu zaman aynı anda toplardamar girişimini de gerektiren bir yöntemdir. Kalp kateterizasyonu doğuştan gelen ya da sonradan ortaya çıkan kalbin yapısı ile ilgili hastalıkların, anomalilerin, yine doğuştan ya da sonradan oluşan kalp deliklerinin tanısında ve farklı bir tedavi gerekip gerekmediği konusunda faydalanılan bir tanı yöntemidir. Girilen her kalp boşluğundan kan örneği alınır ve buradaki basınçlar ölçülür. Gerekli görülürse bu boşlulardan boyar madde verilerek film çekilir. Böylece kalp boşluklarının ve damarların büyümüş olup olmadığı veya kalpte boşluklar arasında geçiş olup olmadığı saptanır. Kalpte delik olduğu söylenen ve ekokardiyografide bu teşhis konmuş hastalarda kalp kateterizasyonu yapılarak ameliyat öncesi için gerekli bilgiler saptanır. Kalp kateterizasyonu ile kalp kapaklarının ve duvarlarının çalışmasındaki kusurlar da gösterilebilir. Kalp kateterizasyonu işlemi yaklaşık 30 dakika sürer. İşlem sonrası atardamar ve toplardamara konan kılıflar çekilerek dışarıdan bası ile kanamanın durdurulması sağlanır. O bölgeye sıkı bandaj yapılarak hasta yatağına alınır. İşlem sonrası genellikle 6 saat istirahat yeterlidir. İstirahat bitiminde doktor uygun gördüğü takdirde hasta taburcu edilebilir. Kalp kateterizasyonu ve koroner anjiyografide hayati risk son derece düşüktür.

Periferik Anjiyografi Ve Anjiyoplasti (Bacak, Boyun ve Kol damarlarının Görüntülenmesi ve Damarların açılması):
Bu işlemlerin yapılma tekniği kalp damarlarının görüntülenmesi ve darlıklarının açılması işlemine benzerdir. Ancak burada girilen ve açılan damarlar kalp damarları değil vücudun kol, bacak veya boyun damarları gibi daha büyük damarlarıdır. Damarlar daha geniş olduğundan burada kullanılan materyallerde buna uygun olarak farklı boyutlardadır.

Geçici Kalp Pili Takılma İşlemleri (Tek Odacık, Çift Odacık):
Kalpteki uyarı merkezinin yeterli hızda uyarı oluşturamaması veya oluşan uyarıcının alt merkezlere iletilememesi nedeniyle kalp atışlarının aşırı yavaşlaması halinde, hastanın normal yaşamını sürdürebilmesi için kalp atış hızını sağlamak üzere vücuda yerleştirilen kalp pillerine gereksinim duyulur. İşlem genelde lokal anestezi ile boyunda, göğüste veya kasıkta kalbe giden büyük toplar damarların içinden elektrot denilen ince tellerin kalbin içine yerleştirilmesi ve bunun vücut dışındaki bir jeneratöre bağlanması şeklinde yapılır. Bu işlem yatak başında yapılabileceği gibi röntgen cihazı altında da yapılabilir. İşlem genelde 20-30 dakika sürer. Geçici pil gereksinimi ortadan kalktığında, kalbin içine yerleştirilen tel dışarı çıkarılır. 

Kalıcı Kalp Pili Takılma İşlemleri (AAI, VVIR, DDDR)

Kalp Pilleri: 
Dünyada milyonlarca kişi kalp pili taşımaktadır. Bu ileri teknoloji ürünü küçük cihazlar, kalp hızının yavaşlamasını engellemekten kalp yetersizliğini tedavi etmeye, kalbe pompa görevi yapmaktan ani ölümleri engellemeye kadar birçok amaç için kullanılmaktadır. Takıldıktan sonra yaşanılan şikâyetleri ortadan kaldıran cihaz, hastanın yaşam kalitesini artırarak normal hayata dönmesine yardımcı olmaktadır. Temel olarak 3 çeşit kalp pili vardır: Kalp hızı yavaşlamasını engelleyen tek kablolu ve 2 kablolu piller, kalp yetersizliği tedavisi için kullanılan 3 kablolu piller (KRT) ve kalpteki yüksek ritme bağlı kalbin pompa görevini yapamaması durumunda elektroşok vererek hayat kurtaran piller yani defibratörler (ICD). Kalp pili, kalp ritim bozuklukları olan ve yaşamlarını normal şekilde sürdüremeyen insanlara takılır. Bu hastalar kalp pili yardımı ile normal yaşam düzenlerine dönebilmektedirler. Bu insanlar tekrar işe gidebilirler, ev işlerini yapabilirler, araba kullanabilirler, yolculuk edebilirler, yüzebilirler, hobilerine ve cinsel yaşamlarına devam edebilirler. Kalp pili taşıyan insanlar, kalp pili kimlik kartlarını her zaman yanlarında taşımalıdırlar. Yolculuk ederken gittikleri yerdeki en yakın klinikleri öğrenmelidirler. Kalp pili takıldıktan sonra mutlaka performansının izlenmesi gerekmektedir. Aslında kendisi de küçük bir bilgisayar olan kalp pili, dışarıdan başka bir bilgisayar yardımıyla telemetrik yöntem denen bir yöntemle okunabilmektedir. Bu sayede, hastanın kalp hızı nasıl seyretmiş, kalp pili ne kadar çalışmış, kendi ritmi zaman zaman ortaya çıkmış mı, hep kalp piline mi bağlı kalmış, başka ritim bozuklukları olmuş mu gibi bilgilere ulaşılıyor. Ayrıca pilin kaç voltta çalışması gerektiğini ya da kalp hızını tutması gereken değerleri, kalp piline dışarıdan programlamak mümkündür. Hasta, pilin ortalama dayanma süresi olan 7 yıl boyunca her 6 ayda bir kontrole gelmek zorundadır. Pilin biteceği önceden saptanabildiği için bu kontroller çok önemlidir. Hastanemizde tüm marka ve model pil, ICD ve CRT takımı ve takibi yapılabilmektedir.

Elektrofizyolojik Çalışma (EPS):
Elektrofizyoloji/anjiyografi laboratuvarında kasık damarlarına yerleştirilen ince kılıflardan geçirilerek, kalbe elektrot kateter denilen ince kabloların yerleştirilmesiyle gerçekleştirilen girişimsel bir tanı ve tedavi yöntemidir. Kalbin içinden doğrudan alınan elektrik sinyalleri gelişmiş bilgisayarlar aracılığıyla değerlendirilerek normalden sapmalar araştırılır. Bu sayede kalbin ana merkez uyarı sisteminin iyi çalışıp çalışmadığı ve uyarıları ileten sistemin işlevini güvenle görüp görmediği anlaşılabilir. Çoğu kez hızlı atma şeklinde çarpıntı yakınması olan hastalarda, hastanın yakınma nedeni olan hızlı atışlar özel yöntemlerle kalbin içine yerleştirilen bu kablolardan verilen uyarılarla oluşturularak meydana geliş nedenleri araştırılır. Kısa devrelerin varlığı saptandığında radyo dalgalarından oluşan özel bir akım noktasal enerji uygulanarak taşikardi tamamen tedavi edilebilir. Bu yolla bugün hızlı kalp atışı şeklindeki çarpıntıların (taşikardi) çoğunun kalıcı tedavileri olanaklı hale gelmiştir. Tanısal amaçla yapılan elektrofizyolojik incelemeler 30-60 dakika sürer. Eğer tedavi edici bir girişim gerekirse bu, 1-4 saat kadar sürebilecek bir işlemdir. 

Kateter Ablasyonu:
Radyo dalgaları verilerek yapılan ritim bozukluğu tedavisidir. Bu yöntem ilaçlarla denetim altına alınamayan ritim bozukluklarında ya da hastaların yaşam boyu ilaç almayı istememeleri halinde uygulanır. Bazı durumlarda ritim bozukluğu yaşamı tehdit edebilecek denli önemli olabilir. Böyle durumlarda doğrudan kateter ablasyon yöntemi uygulanması gerekebilir. İşlem temelde lokal anestezi ile iğne giriş yerleri uyuşturularak, bazı durumlarda da genel anestezi altında yapılır. İşlem sırasında hastanın kendisini rahat hissedebilmesi için sakinleştirici ilaç yapılabilir. Kateter ablasyonu ile kalbin hızlı atma şeklindeki ritim bozukluklarının tedavisinin başarı olasılığı, tedavisi hedeflenen çarpıntının türüne, kısa devrenin yerine göre % 70-100 arasında değişir. Başarıdan çarpıntının bir daha olmamak üzere tedavisi anlaşılır. Başarılı uygulamadan sonra çarpıntının tekrarlama olasılığı ritim bozukluğunun türüne göre değişir. Örneğin kalpte kısa devrelere bağlı çarpıntılarda bu olasılık % 3-5 arasındadır. Hastanemizde ‘’yakma’’ yöntemi denilen radyofrekans ablasyon yönteminin yanında cryoablasyon denilen ‘’dondurma’’yöntemi ile de aritmi tedavisi yapılabilmektedir. 

Mitral Balon Valvüloplasti: 
Mitral darlığı; çocukluk çağı hastalığı olan ‘Akut Romatizmal Ateş’ hastalığının kalp kapaklarının tutulmasına bağlı olarak ileri dönemde belirti veren bir hastalıktır. Mitral darlık, kanın kalp içerisindeki odacıkların birinden diğerine geçişi zorlaştıracak biçimde daralmasıdır. Bu nedenle kan akciğerlerde su şeklinde birikir. Bu da kişinin nefes darlığı hissetmesine neden olur. Hafif darlıklarda ilaç tedavisi yeterlidir ancak orta ve ileri derecedeki darlıklarda Mitral Valvüloplasti ya da açık kalp ameliyatı yapılır. Mitral valvüloplasti kasıktan kateterle girilerek yapılan girişimsel bir işlemdir. Bir kılıf içinden gönderilen özel bir iğne ile kalbin sağ kulakçığından sol kulakçığına aradaki perde delinerek geçilir. İğne kılıf içinden çıkarılarak aynı kılıfın içinden kılavuz tel sol kulakçığa ilerletilir. Telin hareketleri ekranda izlenir. Tel doğru yere yerleştirildikten sonra balon tel üzerinden ilerletilerek daralmış olan kapağın içine yerleştirilir. Balon kapağın dar olduğu yerde şişirilir. Böylece kapak mümkün olduğunca genişletilir. Uygun hastalara yapıldığında mitral balon tedavisi sonuçları, kalp ameliyatı geçiren hastalardaki kadar başarılıdır. Mitral Valvüloplasti’nin cerrahiye göre başlıca avantajları; Lokal anestezi ile yapıldığından işlem süresince hastanın bilinci açık kalmaktadır; sağ ya da sol kasık bölgesi uyuşturulur ve balon burada açılan küçük bir delik içerisinden kalbe ilerletilir, böylece göğüs kafesinin açılması, kalbin durdurulması ve kalp-akciğer makinesinin kullanılması ihtiyacı ortadan kalkar;  İşlem sonrası hastalar yoğun bakım yerine serviste gözetim altında tutulur ve hastaların büyük çoğunluğu ertesi gün taburcu olabilirler; mitral balon ile kapağı açılan ve ritim düzensizliği olmayan hastalarda işlem sonrasında sürekli kan sulandırıcı ilaç kullanılmasına gerek kalmamaktadır. Balon mitral valvüloplasti ile hastaların %90 kadarında şikayetlerde gerileme kaydedilir. Bu düzelme 20 yıla kadar devam edebilmektedir. Çoğu hasta en az 5 ila 10 yıl rahatlama yaşar. 

Kalp deliklerinde ameliyatsız tedavi (ASD-VSD kapatma):
Geçmişte, kalp içi delikler ağırlıklı olarak ameliyatla kapatılırken, günümüzde ameliyatsız olarak kapatılma yöntemleri tercih edilmektedir. Kalbinde doğuştan delik olan hastalarda kalp normal işleyişini sürdürememekte, kirli kan ile temiz kanın birbirine karışmaktadır. Kliniğimizde, bu hastaların büyük çoğunluğundaki delikler, ameliyatsız, kasıktaki atardamardan girilerek, kalp deliğinin olduğu yerden bir kateter yardımı ile geçtikten sonra, bir cihaz ile kapatılmaktadır. Hastalarımız işlemin ardından 48 saate içerisinde taburcu olmaktadırlar.

Dirençli hipertansiyonda yeni bir tedavi yöntemi (Renal Denervasyon):
Böbrek damarlarının etrafında tansiyon yükselmesine neden olan ‘sempatik’ adı verilen sinirler bulunmaktadır. Bu sempatik sistem, damarın içerisinden anjiyoya benzer bir yöntemle uyutmadan, özel bir malzeme aracılığıyla yakılıyor. Hipertansiyona neden olan sempatik sinirlerin yakılmasına dayanan bu yönteme ‘’renal sempatik denervasyon’’ denilmektedir. Bu yöntem ile bir türlü düşmek bilmeyen ya da düşmesine rağmen bir süre sonra tekrar yükselerek hastanın yaşam kalitesini ciddi anlamda etkileyen inatçı tansiyon, etkili bir şekilde tedavi edilebilmektedir. İnatçı tansiyon tedavisinde kullanılan renal denervasyon yönteminin sağladığı %80-90′lık başarı, hastaların kullandığı tansiyon ilaçlarının sayısının azalmasını ve tansiyonun kontrol altına alınmasını sağlamaktadır. Merkezimizde bu işlem rahatlıkla uzmanlarımız tarafından yapılıp hasta işlemin ertesi günü taburcu edilebilmektedir.

Reyap İstanbul Hastanesi Kardiyoloji Bölümünde yapılan diğer İşlemler:

  • Kardiyak Resenkronizasyon Tedavisi Takılma İşlemleri (KRT)
  • Intrakardiyak Defibrilatör Takılma İşlemleri (WI, DDD)
  • Tanısal Elektrofizyolojik Çalışma
  • 3D (3 Boyutlu) Haritalama Eşliğinde Ablasyon İşlemleri
  • Kriyobalon (Dondurma) Yöntemiyle Pulmoner Ven İzolasyonu ( Atriyal Fibrilasyon Tedavisi)
  • Pulmoner Hipertansiyon İçin Vasküler Rezistans Ölçümü
  • Hipertrofik Obstrüktif Kardiyomiyopatide Alkol Septal Ablasyon
  • Atrial Ve Ventriküler Septal Defektlerin Perkütan Kapatılması
  • Operasyonu Riskli Olan Hastalarda Tavı (Transkateter Aort Kapak İmplantasyonu)
  • Evar - Tevar (Abdominal Ve Torasik Aort Anevrizmalarının Endovasküler Tamiri)
REYAP HASTANESİ İSTANBUL E-RANDEVU