Ortopedi ve Travmatoloji

Ortopedi ve Travmatoloji

Ortopedi ve Travmatoloji bölümü, kas ve iskelet sisteminin travmatik, doğuştan veya sonradan gelişen kemik, eklem ve ilgili yumuşak dokulara ait tüm hastalık ve yaralanmalarının tanı ve tedavisi ile ilgilenen uzmanlık dalıdır.
Kollar, bacaklar, omurga ve leğen kemiği bölgeleri, kafa kaidesinden tırnak ucuna kadar tüm eklem, kemik, kas ve bağlantılı dokular (damar, sinir, omurilik) ortopedinin alanına girer.
Ortopedi ve Travmatoloji, teknolojik ve bilimsel ilerlemelerin ışığında en hızlı gelişen, değişen ve hatta kapsamı artan dalların başında gelmektedir.
Ortopedi bölümümüzde, son teknolojik olanaklardan yararlanılarak, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi diğer branşlarla işbirliği ve dayanışma içinde hastalara en uygun medikal ve cerrahi tedavi imkanları sunulur.   Ortopedi ve Travmotoloji Bölümünde hangi hastalıkların teşhis ve tedavisi yapılır?   ARTOPLASTİ CERRAHİSİ (EKLEM PROTEZLERİ)
Artroplasti nedir?
Artroplasti, eklem protez cerrahisinin diğer adıdır. Vücutta ileri derece hasar gören eklemlerin, yapay bir eklem ile değiştirilmesidir.
Genellikle yaş ve travmalar nedeniyle bozulan kıkırdak yapısının eklemlere verdiği zararı ortadan kaldırmak ve kişinin günlük aktivitesini herhangi bir sorun yaşamadan devam ettirmesini sağlamak amacıyla yapılır. Uzman ellerde ve ileri teknoloji ürünler kullanılarak yapılan protezler başarılı sonuçlar verir.
Protez cerrahisinin en sık uygulandığı eklemlerin başında diz ve kalça eklemleri gelir. Kalça çevresi tümörleri, kalça çevresi kırığı, kalça eklemi kıkırdağının bozulması ve en çok da kemik erimesi kaynaklı kıkırdak aşınmasında kalça protezleri uygulanır. Bunun yanında artroplasti yapılan bölümler şöyle listelenebilir:
·     Omuz protezi, 
·     Dirsek protezi
·     Kalça protezi
·     Diz protezi
·     Ayak bileği protezi
·     Ayak başparmak protezi   Artroplasti (Eklem protezi) ne zaman gereklidir?
·     Travma sonucu eklemlerde oluşan kırıkların tedavisi mümkün değilse,
·     Kemiklerde oluşan tümör nedeniyle eklemin vücuttan çıkarılması gerekiyorsa,
·     İleri yaşlarda, kıkırdak dokusunun ortadan kalkması nedeniyle,
·     Hareket etmemizi sağlayan eklemlerin tedavisi mümkün değilse, Total Eklem Protez ameliyatları gereklidir.
Total eklem protezinin iyileşme süresi nedir?
Eklem protezi uygulanan hastalar, ameliyat sonrası 3 – 5 gün içinde hastaneden taburcu edilir. Eklemin bulunduğu bölgeye göre zamanla yük vermeye başlanır ve ameliyat yapılan bölgeye ve hastanın durumuna göre 4 – 8 hafta arasında hasta günlük hayatına dönebilir. Ameliyat sonrası büyük oranda hastaların, ağrıları ve diğer şikayetleri azalır.
PEDİATRİK ORTOPEDİ 
Reyap Hastanesi Ortopedisi ve Travmatoloji Bölümü’nde 16 yaş altı çocukların gelişimsel iskelet sorunlarının tümünün tanısı, tedavisi ve takibi gelişmiş görüntüleme, analiz ve takip yöntemleriyle mümkündür. 
·     Doğumsal sakatlıklar,
·     Kalça Çıkığı,
·     Düz tabanlık, İçe Basarak Yürüme, Çarpık Ayaklar,
·     Büyüme Ağrıları, Bel Kemiği Eğrilikleri,
·     Boy Uzaması Sorunları, Bacaklar ve Kollar Arası Uzunluk Farkları,
·     Çocuk Kırıkları, 
·     Yürüme Bozuklukları
Kalça Çıkığı:
Normal kalça ekleminde;  kalçadaki büyük leğen kemiğindeki çukur boşluk (asetebulum) ile,  bacak kemiğinin (Femur kemiği) başındaki yuvarlak kısım iç içe girmiştir. Doğuştan kalça çıkığında ise, kalça eklemini meydana getiren kemikler  birbirinden ayrılmıştır.
Kalça çıkığı bazen ileriki yaşlarda da gelişebilir. Onun için bu duruma “doğuştan kalça çıkığı” yerine “gelişimsel kalça çıkığı” denilmektedir.
Kalça çıkıkları birçok sebebe bağlı olarak gelişebilir. Öncelikle anne karnındaki 12.-18. haftalar ve son 4 hafta gelişimsel kalça çıkığı açısından önemlidir. Kalça çıkığı, kız bebeklerde erkeklere oranla 6-8 kat daha sık görülür.
Düz Taban (Pes planus):
Normal anatomik yapımızda, yere bastığımızda ayağın içi kısmı yere temas etmez ve bir kavis oluşturur. Bazı insanlarda bu bölge değişik derecelerde yere temas eder ve buna düztabanlık adı verilir.
Düztabanlık tanısı genellikle fiziksel muayene ile konulur. Ayak kavsinin şekli yere basarak bakılır. Ayak havaya kaldırıldığında kavis oluşuyorsa buna esnek düztabanlık denir.
Ayak bileği hareketi kontrol edilerek Aşil tendonunun gergin olup olmadığına bakılır. Gerekli durumlarda ayağın röntgen filmleri ve tomografisi çekilebilir. Ayakkabılar incelenerek anormal aşınmalar not edilir.
Düztabanlık ağrılı ise nedeni araştırılır. Aşil tendonu gergin ise germe egzersizleri verilir. Ayakkabı anormal aşınıyorsa uygun destekler verilebilir. Bazı durumlarda ise cerrahi tedaviye başvurulur.
Serebral Palsi:
Serebral Palsi, beyinde oluşan bir hasar nedeniyle, çocuğun belirli kaslarını kullanmakta güçlük çekmesi halidir. Hasarın beynin hangi bölgesinde ve ne kadar yaygın olduğuna bağlı olarak hastalığın belirtileri değişir. Örneğin bazı hastalar hafif topallarken diğerleri tekerlekli sandalye kullanmak zorunda kalabilir. 
Serebral palside cerrahi tedavi yaklaşımları hastanın yaşı, hastalığın şiddeti ve tutulum bölgesine göre değişkenlik gösterir. Küçük yaştaki olgularda hem kollar hem de bacaklara tekrarlayan kas içi botoks uygulamaları ve alçı tedavileri hastalığın şiddetini azaltabilir. 
Hastalığa bağlı kalça çıkıkları ve omurga eğrilikleri modern cerrahi tedavi yöntemleri sayesinde başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Özellikleri kolların ve elin tutulumu olan olgularda, çeşitli kas kirişi nakilleri ve kemik ameliyatları ile ellerin kullanım kapasitesi arttırılabilmektedir.
Ayak şekil bozuklukları:
İçe Basma:
Femoral torsiyon uyluk kemiğinin fazla öne dönük olmasıdır. Bu çocuklar yürürken dizleri birbirine dönüktür ve yere çaprazlama otururlar. Genellikle 9-10 yaşına kadar kendiliğinden düzelir.
Bazen içe basma çok ileridir, çocuğun ayaklarının birbirine dolaşmasına ve düşmesine yol açabilir. Bu tür içe basmalar takibe alınmalı ve doğal seyri içinde düzelmiyorsa cerrahi olarak tedavi edilmelidir.
Çarpık Ayak (Clubfoot):
Ayaklardaki bu şekil bozukluğunu çocuk doğar doğmaz fark etmek mümkündür. Parmaklar ve topuk içe doğru dönük durur ve elle düzeltmek istense bile düzelmez. Ayaktaki bu şekil bozukluğunun yanında bacaklar da normale göre daha ince ve kısadır.
Çarpık ayak ağrısızdır. Yeni doğan 1.000 bebekten birinde bu ayak deformitesi vardır. Bu çocukların 1/3’ünde deformite çift taraflıdır. Çarpık ayaklı çocukların 2/3’ü erkektir.
Germe ve alçılama yöntemi ile tedaviye başlanır. Eğer hasta bu tedaviye cevap vermezse cerrahi müdahale düşünülür.  Bu ameliyat genellikle çocuk 6–12 aylıkken yapılır. Tedavi edilmezse ayaktaki şekil bozukluğu artar ve çocuk sakat kalır.
TRAVMATOLOJİ 
Travmatoloji daha çok, travma sonucu oluşan durumlarda acil tedaviyi içeren daldır. Kısaca travmatoloji, yaralar, kırıklar, yanıklar, ezikler, çıkıklar gibi travmatik lezyonlarla ilgilenir. Travmatoloji, hasarlı ve yaralanmalı hareket sistemi elemanlarının (kemik, eklemler) eski işlevlerine kavuşmasını ve yaralının hayatını kurtarmayı amaçlar.
Travmatoloji;
·     üst ekstremite kırıkları, ·     alt ekstremite kırıkları,  ·     psödoartroz ve malunionlar (kaynama bozuklukları), ·     travmatoloji radyolojisi, ·     cerrahi tedavi gerektiren kırıklar,  ·     vertebra kırıkları,  ·     pelvis kırıkları,  ·     asetabulum kırıkları,  ·     çocuk kırıkları,  ·     çıkıklar gibi konuları kapsar. 
Travmaya bağlı gelişen hastalıkların tedavisinde uygulanan teknikler hangileridir?
·     Fonksiyonel tespit tekniği: Ameliyat gerektirmeyen durumlarda klasik sert ve uzun alçılama yerine; daha kısa, yarı sert, erken yük vermeye ve adale fonksiyonuna izin veren yeni bir alçılama tekniğidir. Burada kullanılan alçılar; kaşıntı, alerji yapmamakta, kolayca banyo hatta deniz-havuza girme olanağı da tanımaktadır.
·     Kemik uyarıcıları: Özellikle stres kırıkları ve küçük kemik kırıklarında ultrasonik dalga ile kemik iyileşme zamanı yarı yarıya kısaltılmaktadır.
·     Kapalı intramedüller çivileme teknikleri: Bacak ve kollardaki uzun kemiklerin kırıklarının (basit-parçalı) ve kalça kırıklarının büyük bölümünde uygulanan, kırık hattı açılmadan, 2-3 cm’lik kesilerden yapılan ve kırık iyileşme süresini kısaltan tekniklerdir.
·     Artroskopik yardımla yapılan küçük müdahaleli operasyonlar: Eklem içi kırıkların bir kısmında, eklem açılmadan kırıkların tespitini sağlayan; bu sayede ameliyat sonrası oluşabilecek eklem sertliği olasılığını azaltan, fizik tedavi ve tam fonksiyona ulaşma zamanını kısaltan tekniklerdir.
·     Protez cerrahisi: Yaşlıların kalça ve omuz kırık çeşitlerinden daha büyük kısmına uygulama şansı veren, yeni protez tasarımları ile kısa sürede yürüme olanağı sağlayan uygulamalardır.
·     Radikal büyük cerrahiler: Gelişen teşhis ve cerrahi yöntemleri, leğen kemiği (pelvis) büyük kırıkları, büyük eklemlerdeki parçalı kırıklar gibi zor olgularda bile başarılı tedavi imkanı sunmaktadır. 
ATROSKOPİ VE SPOR CERRAHİSİ
Bu bölüm özellikle spor yaralanmaları sonucu oluşan kıkırdak, bağ ve menisküs lezyonları, eklem içi ve eklem dışı sorunlarla uğraşır.
Artroskopi nedir?
Artroskopi optik kamera eşliğinde eklemlerin içlerini görüntülü muayene ederek eklem içinde meydana gelen hastalık ve yaralanmaların tanı ve tedavisini sağlayan, 20 dakika ile 2 saat arasında sürebilecek  bir tedavi yöntemidir.
Açık ameliyatlarda ekleme ulaşabilmek için büyük kesiler yapılması gerekir. Buna rağmen eklemin her yerini görmek çoğunlukla olası değildir. Artroskopi ile, açık cerrahi sırasında ulaşılamayan bölgeler de görüntülenebildiği için, daha eksiksiz bir inceleme olanağı vardır.
Artroskopik cerrahi işlemlerim çoğu günübirlik cerrahi işlemlerdir. Sadece bir santimetreden daha küçük bir kesiyle ameliyat gerçekleştirilebilir. Tekniğin asıl yararı ameliyattan sonra görülür.
Eklem açılmadığı için fizik tedavi ve rehabilitasyona daha erken başlanır. Artroskopik cerrahi, çok küçük kesilerden yapıldığı için, normal dokulara en az zarar veren yöntemdir.
Hastaların ameliyat sonrası ağrısı, açık cerrahi girişimlere göre çok daha azdır. Böylelikle hasta daha çabuk iyileşir, aktif yaşamına daha erken döner. Özellikle sporcuların spora erken dönebilmeleri büyük avantajdır.
Artroskopi sonrası yeterli bir egzersiz yapılırsa eklemde hareket kısıtlılığı gelişme riski yok denecek kadar azdır. Aynı şekilde enfeksiyon, tromboflebit gibi sorunlar daha nadir görülür. Bütün bu nedenlerden dolayı, artroskopik cerrahi sonrası iyileşme süresi daha kısadır.
ARTROSKOPİ HANGİ DURUMLARDA GEREKLİDİR?
Eklem hastalıklarının tanısı, iyi bir hikaye, fizik muayene ve direkt grafiler ve labaratuar tetkiklerinin yardımı ile konulur. Gerekli hallerde bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntülemesi kullanılabilir.
Bütün bunlara rağmen teşhis zorluğu olduğunda artroskopik inceleme yapılır. Günümüzde artroskopi eklemleri ilgilendiren hastalıkların tedavisinde sık kullanılır. Uygulama diz, ayak bileği, el bileği, dirsek ve kalça eklemlerinde yapılmaktadır.
Artroskopik yani kapalı olarak yapılabilen başlıca girişimler:
Dizde:
Yırtık meniküs parçalarının çıkarılması,
Bazı menisküs yırtıklarının dikilmesi,
Ön ve arka çapraz bağ tamirleri,
Erken dönemde osteoartrit [kireçlenme] tedavisi,
Osteokondritisler [kıkırdaktan parça ayrılmaları veya eklem fareleri],
Diz eklemini ilgilendiren kırıklar
Taze kıkırdak nakilleri,
Patella (diz kapağı) ekseninin düzeltilmesi,
Diz kapağı çıkıklarının tedavisi
Eklem iltihaplarının boşaltılması,
Hastalıklı eklem zarının çıkartılması (sinovektomi)
Kaza veya hastalık sonrası meydana gelen hareket kısıtlılıklarının açılması,
Eklem içi iyi huylu tümör ve kistlerin çıkartılması
Iç dış yan bağ yırtıklarının tedavisi
Omuzda:
Kas sıkışması ve tekrarlayan omuz çıkıklarının tedavisi,
Omuz eklemi içindeki kıkırdak ve kas krişi hastalıklarına yönelik girişimler,
Erken dönemde osteoartrit [kireçlenme] tedavisi,
Romatizmal hastalıklarda sinevektomi [kalınlaşmış olan eklemi döşeyen zarın çıkartılması],
Eklem içi serbest cisimlerin çıkartılması 
Rotator cuff yırtığı
Slap lezyonları
Sıkışma sendromları
Donuk omuz tedavisi
Ayak bileğinde:
Eklem içi kırıklar, osteokondritisler [kıkırdaktan parça ayrılmaları ve eklem fareleri],
Meniskoid lezyonlar [tekrarlayan burkulmalar sonrası meydana gelen doku sıkışmaları],
Erken dönemde osteoartrit [kireçlenme],
Romatizmal hastalıkların artroskopik tanı ve tedavisi
Haglundg deformitesi 
Aşil tendiniti
El bileğinde:
Eklem içi kırıkların tedavisi,
Sinir sıkışmalarının gevşetilmesi,
Bilek kemikleri arasındaki bağ yırtıklarının tedavisi,
Eklem kıkırdağı harabiyetlerin tedavisi,
TFCC [eklem içindeki özel kıkırdak yastıkçığı] yırtıkların düzeltilmesi 
Ganglion kisti eksizyonu,
Skafoid kırık tamiri
Dirsekte:
Osteokondritislerin [kıkırdaktan parça ayrılmaları ve eklem fareleri] tedavisi,
Serbest cisimlerin çıkarılması,
Hareketi engelleyen kemik çıkıntılarının törpülenmesi,
Romatizmal hastalıklarda sinevektomi [kalınlaşmış olan eklemin döşeyen zarın çıkartılması],
Eklem içi iyi huylu tümör ve kistlerin çıkartılması
EL CERRAHİSİ VE MİKROCERRAHİ
El cerrahisi; el ve buna bağlı olarak el bileği, ön kol, dirsek ve kol fonksiyonlarını olumsuz olarak etkileyen; akut yumuşak doku travmalarınnı, damar, tendon ve sinir kesilerini, ezilme ve sıkışma sonucu oluşan cilt ve kas dokusu kayıplarını, el ve el bilek ağrılarını, tetik parmak, sinir sıkışmaları, tenisçi dirseği, ganglion kistleri gibi sorunları tedavi eden uzmanlık dalıdır.
Mikrocerrahi teknik sayesinde çıplak gözle zor görülebilen iğne ve iplikler kullanılarak çapı 1mm’den daha küçük damar ve sinirler ameliyat edilebilmektedir. Böylece; kopan el, kol, ayak, bacak gibi organlar yerine takılabilmekte ve çok ince sinir liflerinin onarılması ile yerine takılan uzvun hissetmesi ve yeniden hareket etmesi sağlanabilmektedir. 
AYAK VE AYAK BİLEĞİ CERRAHİSİ
İnsan neslini yüzyıllardır taşıyan ayaklarımızın sorunları Ortopedi’nin en önemli uğraş alanlarındandır. Ayak ve ayak bileği ile ilgili sorunlar uzman ekiplerimiz, ileri teknolojik çözümlerimiz ve tecrübeli fizik tedavi ekip ve ekipmanlarımız sayesinde kısa sürede çözüme ulaştırılır:
·     Topuk ağrıları ·     Nasırlar ve Tırnak Batması ·     Hallux Valgus (başparmak eğilmesi) ·     Ayak ve Ayak Bileği Kireçlenmeleri ·     Kas, Tendon Bağ Yaralanmaları, Sinir Sıkışmaları, ·     Çocuklarda Ayak Sorunları, Düz Tabanlık, Çarpık Ayaklar, ·     Topuk ve Parmak Kemiklerindeki Deformasyonlar, ·     Çözülmeyen tüm ayak ağrıları, şişlikleri ve şekil bozuklukları 
Halluks Valgus: Ayak başparmağında oldukça sık görülen ve yaygınlığı giderek artan ortopedik bir hastalıktır. Ayak başparmağının iç yanındaki kemik çıkıntısını ifade eder. Kesin nedeni bilinmeyen bu rahatsızlık zamanında tedavi edilmezse sadece başparmağı değil, tüm ayağı ilgilendirebilecek belirtilerle birlikte iş gücü kaybı, yaşam kalitesi bozukluğu ve estetik sorunlara yol açabilir Halluks Rijidus: Başparmağın hareketinin azalması durumuna sert parmak anlamına gelen Halluks Rigidus adı verilir. İleri yaşla birlikte ayak başparmağında hareket kısıtlılığı, kemik çıkıntıları, ayakkabı giyememe gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayak başparmağının, tarak kemiği ile parmak kemiği arasındaki kıkırdak dokusunun aşınması ve buna bağlı olarak eklem çevresinde kemik çıkıntılar oluşması parmak hareketini kısıtlar ve başparmakta ağrıya sebep olur. Pes Planus: Halk arasında bilinen adıyla düztabanlık ayağın normalde olması gereken iç uzun kavsinin kaybolması ile karakterize bir ayak deformitesidir. Ağrısı olan ve başlangıç evresini geçmiş düztabanlar ameliyatla düzeltilmelidir. Ameliyat eğer zamanında yapılırsa eklemleri sabitlemeden düztabanlığı düzeltmek mümkündür, fakat gecikilen durumlarda tek çare eklemleri sabitleyerek (dondurarak) düzeltme yapmaktır. Düztabanlık ameliyatı hastalara daha kaliteli bir hayat sağlar.
Pes Cavus: Bu rahatsızlıkta düz tabanlığın tersine, burada ayağın iç yayının fazla eğimli ve dikliği söz konusudur. İleri olgularda, ayak kısalabilir ve parmaklarda yere doğru büküktür. Çok ileri olgularda, cerrahi yolla bükük parmakların düzleştirilmesi ve ayak tabanını gerip eğimi fazla artıran plantar fascianın kesilmesi yoluna gidilir.
DEFORMİTE DÜZELTME VE BOY UZATMA
Çarpık bacaklar, bacaklar arasındaki eşitsizlik yüzünden oluşan fonksiyonel bozukluklar, boy kısalığı günümüzde İlizarov yöntemi ile tedavi edilebilen ortopedik problemlerdir. Reyap Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümleri’nde başarı ile uygulanan bu yöntem sayesinde bacaklardaki uzunluk farkı; kısalık telafisi, uzun bacağın kısaltılması ve kısa bacağın uzatılması ile eşitlenir. İlizarav yöntemi ayrıca kemik kırıklarında kaynamama sonucu meydana gelen yumuşak doku kaybı, eğrilikler ve kısalıkların tedavisinde de başarı ile uygulanmaktadır.
İlizarov Metodu Nedir?
İlizarov metodu, kemiğin ince teller ve çemberlerle tespit edildiği bir sistemdir.Uzuvların çevresine yerleştirilen çember ve teller vasıtasıyla kemik büyümesini kontrol altında tutmayı hedefler. İlizarov ‘un uygulandığı en yaygın alan boy uzatmadır. Bu işlemde kemikte düşük enerjili bir kırık oluşturulur ve tedrici olarak (1 mm / gün )uzatılır. Uzatma bölgesinde kemiğin orijinal uzunluğunun % 80’i kadar uzatma elde edilebilir.
İlizarov Yöntemi Başka Nerelerde Kullanılır?
·     Kapalı ve açık kırıklarda ·     Kaynamayan kırıklarda ·     Kol ve bacak eğriliklerinin düzeltilmesinde ·     Tümör, travma ve iltihaplanma sonrası oluşan kemik kayıplarının düzeltilmesinde ·     Cücelerin boyunu uzatmada ·     Kemik iltihaplarında ·     Çocuk ve yetişkinlerin doğumsal kalça çıkıklarında   SİNİR SIKIŞMA SENDROMLARI
Karpal tünel sendromu
Elde sık görülen sağlık problemlerinden biridir. Baş parmak ve yanındaki üç parmağın duyusunu veren; başparmak fonksiyonlarını sağlayan “median” sinirini etkileyen bir sorundur. Median sinirinin el bileğinde, parmakları hareket ettiren tendonlar ile birlikte içinden geçtiği “Karpal Tünel”de baskıya uğraması sonucu “Karpal Tünel Sendromu” gelişir.
Parmaklarda uyuşma, güç kaybı ve ön koldan omuza kadar yayılan ağrılar ile kendini gösterir. Bu dönemde gerekli önlemler alınmazsa sinirde kalıcı hasar meydana gelir.Tedavi olarak başlangıçta tıbbi tedavi ve gece atelleri kullanılır. Yeterli iyileşme sağlanmazsa cerrahi olarak karpal tünel gevşetilmesi uygulanır. Sinir üzerindeki baskı böylece ortadan kaldırılır.
Kubital tünel sendromu
Kubital tünel sendromu, elin üç ana sinirinden biri olan ulnar sinirin bir sıkışma veya basınca maruz kalması sonucunda ağrı, şişlik, uyuşukluk ve güç kaybı gibi problemlere yol açmasıdır.
Sinir, dirseğimizdeki iki kemik çıkıntısının arasından geçerek el bileğimizi büktüren kasın iki başlangıç noktası arasından seyreder. Bu bölgede sinir çok yüzeyelleştiği için basıya ve travmaya açıktır.
Kubital tünel sendromunun belirtilerini ağrı, güçsüzlük, özellikle 4. ve 5.parmaklarda uyuşukluk, sinire dirsek seviyesinde meydana gelen küçük çarpmalar sonrasında dahi elde elektrik çarpmasıdır.
İleri dönemlerde parmakları birbirine yaklaştırmada güçlük çekildiği, eli düz tutmaya çalışırken 4. ve 5. parmakların geri doğru kıvrıldığı görülür. İeri olgularda ameliyat gereklidir. Ameliyatta genellikle sadece kol uyuşturulur. Ulnar sinir, dirsekteki iki çıkıntılı kemik arasından çıkarılarak dirseğin ön tarafına taşınır.
SKOLYOZ KİFOZ VE SPONDİLOLİSTEZİS AMELİYATLARI
Skolyoz Kifoz
Sağlıklı bir omurgaya arkadan bakıldığında tüm omurlar aynı doğrultuda görülür. Herhangi bir nedenle bu dizilimin bozulmasına ve anormal bir eğriliğin ortaya çıkmasına skolyoz adı verilir. 
Skolyoz tedavisinde amaç kozmetik olarak düzgün, dengeli ve ağrısız bir omurga yapısı sağlamaktır. Erken tanı, eğriliğin daha küçükken saptanması önemlidir.
Çocuklukta, egzersiz programları skolyoz tedavisinde duruşun düzeltilmesinde, esnekliğin artırılmasında ve psikolojik olarak hastanın hastalığa olan uyumunu artırmada etkin olmaktadır.
Buna karşın tek başına egzersiz yapmak yeterli olmayabilir. Genel olarak cerrahi tedavi gerektirecek kadar olmayan eğriliğin tedavisinde, egzersiz programı ile korseleme birlikte kullanılmaktadır.
Korse ile ilerlemesi durdurulamayan eğriliklerde ameliyata başvurulur. Skolyoz yalnızca çocuklarda değil erişkinlerde de gözlenebilir. Bunların çoğu çocukluk çağında fark edilmemiş ve erişkin çağa taşınan skolyozlardır.
Ellili yaşlardan sonra ise omurgadaki yıpranma nedeni ile skolyoz görülebilmektedir. Çocukluk skolyozundan farklı olarak bu hastalarda en sık yakınma ağrıdır. Ağrı genellikle ağrı kesici ve fizik tedavi yöntemleri ile tedavi edilir.
Bu yaşlarda, iskelet büyümesi durduğu için korseleme tercih edilmez; dirençli olgularda cerrahi tedavi gerekebilir.
Spondilolistezis
Omurga, omur denilen birbirine bağlı bir seri kemikten oluşur. Erişkin insanların yaklaşık %5’inde bel bölgesinin en altındaki omurların üst ve alt eklemlerini birleştiren kemik kısmında gelişimsel bir kırık olabilir. Genellikle çok hareketli olan bel bölgesinin alt omurlarındaki aşırı yüklenmeye bağlı oluşan “stres kırıklarına  “spondilolizis” denir.
Bu bölgenin çok hareketli olması nedeniyle de bu kırıklar çoğu zaman iyileşmeyebilir. Bazı hastalarda ise kırık nedeniyle üstteki omurlar alttaki omurgaya göre öne doğru kayabilirler. Bu duruma da “bel kayması” ya da “spondilolistezis” denir. 
Bu durumda ilk seçilecek tedavi, istirahat, ağrı kesici ve antiinflamatuar ilaçlar, geçici korse kullanımı ve fizik tedavi yöntemleridir. Ağrılarınız devam ederse seçilebilecek diğer bir yöntem kırık bölgesine ve omurları bağlayan eklemlere (faset eklemler) yapılacak steroid ve bölgesel ağrı kesici enjeksiyonlar olabilir. 
Cerrahi olmayan tedavi yöntemleri ile yakınmaları geçmeyen hastalarda cerrahi tedavi gerekli olabilir. Aynı zamanda kayma nedeni ile omurilik basısı var ise ve bu da ciddi nörolojik problemlere (düşük ayak, idrar kaçırma) neden oluyorsa erken cerrahi müdahale gerekebilir.
PRP VE EKLEM İÇİ ENJEKSİYON TEDAVİLERİ
Eklem enjeksiyonu, eklem içine uygulanan ilaç enjeksiyonlarını ifade eder. Eklem içi ilaç uygulamaları sıklıkla eklemin hastalığı veya bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan semptomları gidermek amacıyla uygulanmaktadır.
Eklem rahatsızlıklarında,  eklemdeki ağrıyı azaltmak, enflamasyonu baskılamak ve eklem içi yapıları tamir etmek için eklem içi enjeksiyonlar tercih edilebilir. Eklem içi enjeksiyonlarda en sık kullanılan ilaçlar kortikosteroid ve lokal anestezik kombinasyonlu ilaç uygulamalarıdır.
Bunun dışında eklem sıvısının akışkanlığını arttıran ve eklem kıkırdak yapısını güçlendiren viskosuplementer ilaçlar, % 25’lik dekstroz ve PRP gibi ajanlar da eklem içi enjeksiyonlarda kullanılmaktadır.
PRP Nedir ve Nasıl Elde Edilir?
PRP tedavisi son 10 yılda estetik cerrahi ve çene cerrahi problemlerinin çözümünde tedavi amaçlı olarak yaygın olarak kullanılmaya başlamış bir uygulamadır. Bu uygulama bir süredir ortopedik problemlerin çözümünde de yaygın olarak kullanılmaktadır.
Platelet Rich Plasma (PRP); kanda bulunan “trombosit”ten zengin serum anlamına gelmektedir. 
Genellikle kişinin kendi kanı damar yolu ile alınır. Kişinin kendi kanından steril ortamda konsantre miktarda trombositler elde edilir, bir miktar serum (plazma) ile karıştırılarak tedavi edilecek bölgeye uygulanır.
PRP hasarlı dokudaki iyileşmeyi destekler. Doku büyüme faktörleri, hazırlanan konsantre enjeksiyon maddesinde daha yoğun olduğu için, PRP’nin zarar görmüş dokulara enjekte edilmesi halinde vücut dokularındaki iyileşme hızlanır.
PRP’nin Etki Mekanizması Nasıldır?
Yaralanan, zedelenen veya problemler gösteren kas, tendon ve benzeri dokuların  onarım süreci; bölgedeki pıhtılaşmış kanın içindeki trombositlerin başlattığı enflamasyon ile başlar.
Enflamasyon; çarpma, vurma, zedelenme sonucu oluşan şişme olarak anlaşılabilir, ancak İyileşme sürecini bu enflamasyon başlatır.
PRP’de hastanın kendi kanı ayrıştırılarak yine kendi dokusuna enjekte edildiği için allerjik reaksiyon beklenmez.
Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde PRP’nin  kullanım alanları nelerdir?
·     Omuz döndürücü kılıf yaralanma ve problemleri,  ·     Tenisçi-golfçü dirseği (Lateral epikondilit),  ·     Aşil, kuadriseps, patellar tendinit, ·     Adduktor tendinit, ·     Topuk dikeni (Epin Kalkenei) ·     Biseps yaralanmaları  ·     Menisküs problemleri  ·     Osteoartrit (Kireçlenme) ·     Kıkırdak lezyonları ·     Kronik kas ve tendon problemleri ·     Ameliyat sonrası onarım

Ortopedi ve Travmatoloji Doktorları

HEMEN RANDEVU AL

    Hızlı randevu formunu doldurduktan sonra tarafınıza en kısa sürede çağrı merkezi temsilcilerimiz geri dönüş yapacaktır. 

    2

    HASTANE

    126

    UZMAN DOKTOR

    1200+

    PERSONEL

    45

    TIBBİ BİRİM

    500000+

    YILLIK HASTA SAYISI

    Ortopedi ve Travmatoloji

    Ortopedi ve Travmatoloji bölümü, kas ve iskelet sisteminin travmatik, doğuştan veya sonradan gelişen kemik, eklem ve ilgili yumuşak dokulara ait tüm hastalık ve yaralanmalarının tanı ve tedavisi ile ilgilenen uzmanlık dalıdır.
    Kollar, bacaklar, omurga ve leğen kemiği bölgeleri, kafa kaidesinden tırnak ucuna kadar tüm eklem, kemik, kas ve bağlantılı dokular (damar, sinir, omurilik) ortopedinin alanına girer.
    Ortopedi ve Travmatoloji, teknolojik ve bilimsel ilerlemelerin ışığında en hızlı gelişen, değişen ve hatta kapsamı artan dalların başında gelmektedir.
    Ortopedi bölümümüzde, son teknolojik olanaklardan yararlanılarak, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi diğer branşlarla işbirliği ve dayanışma içinde hastalara en uygun medikal ve cerrahi tedavi imkanları sunulur.
     
    Ortopedi ve Travmotoloji Bölümünde hangi hastalıkların teşhis ve tedavisi yapılır?
     
    ARTOPLASTİ CERRAHİSİ (EKLEM PROTEZLERİ)
    Artroplasti nedir?
    Artroplasti, eklem protez cerrahisinin diğer adıdır. Vücutta ileri derece hasar gören eklemlerin, yapay bir eklem ile değiştirilmesidir.
    Genellikle yaş ve travmalar nedeniyle bozulan kıkırdak yapısının eklemlere verdiği zararı ortadan kaldırmak ve kişinin günlük aktivitesini herhangi bir sorun yaşamadan devam ettirmesini sağlamak amacıyla yapılır. Uzman ellerde ve ileri teknoloji ürünler kullanılarak yapılan protezler başarılı sonuçlar verir.
    Protez cerrahisinin en sık uygulandığı eklemlerin başında diz ve kalça eklemleri gelir. Kalça çevresi tümörleri, kalça çevresi kırığı, kalça eklemi kıkırdağının bozulması ve en çok da kemik erimesi kaynaklı kıkırdak aşınmasında kalça protezleri uygulanır. Bunun yanında artroplasti yapılan bölümler şöyle listelenebilir:
    ·     Omuz protezi, 
    ·     Dirsek protezi
    ·     Kalça protezi
    ·     Diz protezi
    ·     Ayak bileği protezi
    ·     Ayak başparmak protezi
     
    Artroplasti (Eklem protezi) ne zaman gereklidir?
    ·     Travma sonucu eklemlerde oluşan kırıkların tedavisi mümkün değilse,
    ·     Kemiklerde oluşan tümör nedeniyle eklemin vücuttan çıkarılması gerekiyorsa,
    ·     İleri yaşlarda, kıkırdak dokusunun ortadan kalkması nedeniyle,
    ·     Hareket etmemizi sağlayan eklemlerin tedavisi mümkün değilse, Total Eklem Protez ameliyatları gereklidir.
    Total eklem protezinin iyileşme süresi nedir?
    Eklem protezi uygulanan hastalar, ameliyat sonrası 3 – 5 gün içinde hastaneden taburcu edilir. Eklemin bulunduğu bölgeye göre zamanla yük vermeye başlanır ve ameliyat yapılan bölgeye ve hastanın durumuna göre 4 – 8 hafta arasında hasta günlük hayatına dönebilir. Ameliyat sonrası büyük oranda hastaların, ağrıları ve diğer şikayetleri azalır.
    PEDİATRİK ORTOPEDİ 
    Reyap Hastanesi Ortopedisi ve Travmatoloji Bölümü’nde 16 yaş altı çocukların gelişimsel iskelet sorunlarının tümünün tanısı, tedavisi ve takibi gelişmiş görüntüleme, analiz ve takip yöntemleriyle mümkündür. 
    ·     Doğumsal sakatlıklar,
    ·     Kalça Çıkığı,
    ·     Düz tabanlık, İçe Basarak Yürüme, Çarpık Ayaklar,
    ·     Büyüme Ağrıları, Bel Kemiği Eğrilikleri,
    ·     Boy Uzaması Sorunları, Bacaklar ve Kollar Arası Uzunluk Farkları,
    ·     Çocuk Kırıkları, 
    ·     Yürüme Bozuklukları
    Kalça Çıkığı:
    Normal kalça ekleminde;  kalçadaki büyük leğen kemiğindeki çukur boşluk (asetebulum) ile,  bacak kemiğinin (Femur kemiği) başındaki yuvarlak kısım iç içe girmiştir. Doğuştan kalça çıkığında ise, kalça eklemini meydana getiren kemikler  birbirinden ayrılmıştır.
    Kalça çıkığı bazen ileriki yaşlarda da gelişebilir. Onun için bu duruma “doğuştan kalça çıkığı” yerine “gelişimsel kalça çıkığı” denilmektedir.
    Kalça çıkıkları birçok sebebe bağlı olarak gelişebilir. Öncelikle anne karnındaki 12.-18. haftalar ve son 4 hafta gelişimsel kalça çıkığı açısından önemlidir. Kalça çıkığı, kız bebeklerde erkeklere oranla 6-8 kat daha sık görülür.
    Düz Taban (Pes planus):
    Normal anatomik yapımızda, yere bastığımızda ayağın içi kısmı yere temas etmez ve bir kavis oluşturur. Bazı insanlarda bu bölge değişik derecelerde yere temas eder ve buna düztabanlık adı verilir.
    Düztabanlık tanısı genellikle fiziksel muayene ile konulur. Ayak kavsinin şekli yere basarak bakılır. Ayak havaya kaldırıldığında kavis oluşuyorsa buna esnek düztabanlık denir.
    Ayak bileği hareketi kontrol edilerek Aşil tendonunun gergin olup olmadığına bakılır. Gerekli durumlarda ayağın röntgen filmleri ve tomografisi çekilebilir. Ayakkabılar incelenerek anormal aşınmalar not edilir.
    Düztabanlık ağrılı ise nedeni araştırılır. Aşil tendonu gergin ise germe egzersizleri verilir. Ayakkabı anormal aşınıyorsa uygun destekler verilebilir. Bazı durumlarda ise cerrahi tedaviye başvurulur.
    Serebral Palsi:
    Serebral Palsi, beyinde oluşan bir hasar nedeniyle, çocuğun belirli kaslarını kullanmakta güçlük çekmesi halidir. Hasarın beynin hangi bölgesinde ve ne kadar yaygın olduğuna bağlı olarak hastalığın belirtileri değişir. Örneğin bazı hastalar hafif topallarken diğerleri tekerlekli sandalye kullanmak zorunda kalabilir. 
    Serebral palside cerrahi tedavi yaklaşımları hastanın yaşı, hastalığın şiddeti ve tutulum bölgesine göre değişkenlik gösterir. Küçük yaştaki olgularda hem kollar hem de bacaklara tekrarlayan kas içi botoks uygulamaları ve alçı tedavileri hastalığın şiddetini azaltabilir. 
    Hastalığa bağlı kalça çıkıkları ve omurga eğrilikleri modern cerrahi tedavi yöntemleri sayesinde başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Özellikleri kolların ve elin tutulumu olan olgularda, çeşitli kas kirişi nakilleri ve kemik ameliyatları ile ellerin kullanım kapasitesi arttırılabilmektedir.
    Ayak şekil bozuklukları:
    İçe Basma:
    Femoral torsiyon uyluk kemiğinin fazla öne dönük olmasıdır. Bu çocuklar yürürken dizleri birbirine dönüktür ve yere çaprazlama otururlar. Genellikle 9-10 yaşına kadar kendiliğinden düzelir.
    Bazen içe basma çok ileridir, çocuğun ayaklarının birbirine dolaşmasına ve düşmesine yol açabilir. Bu tür içe basmalar takibe alınmalı ve doğal seyri içinde düzelmiyorsa cerrahi olarak tedavi edilmelidir.
    Çarpık Ayak (Clubfoot):
    Ayaklardaki bu şekil bozukluğunu çocuk doğar doğmaz fark etmek mümkündür. Parmaklar ve topuk içe doğru dönük durur ve elle düzeltmek istense bile düzelmez. Ayaktaki bu şekil bozukluğunun yanında bacaklar da normale göre daha ince ve kısadır.
    Çarpık ayak ağrısızdır. Yeni doğan 1.000 bebekten birinde bu ayak deformitesi vardır. Bu çocukların 1/3’ünde deformite çift taraflıdır. Çarpık ayaklı çocukların 2/3’ü erkektir.
    Germe ve alçılama yöntemi ile tedaviye başlanır. Eğer hasta bu tedaviye cevap vermezse cerrahi müdahale düşünülür.  Bu ameliyat genellikle çocuk 6–12 aylıkken yapılır. Tedavi edilmezse ayaktaki şekil bozukluğu artar ve çocuk sakat kalır.
    TRAVMATOLOJİ 
    Travmatoloji daha çok, travma sonucu oluşan durumlarda acil tedaviyi içeren daldır. Kısaca travmatoloji, yaralar, kırıklar, yanıklar, ezikler, çıkıklar gibi travmatik lezyonlarla ilgilenir. Travmatoloji, hasarlı ve yaralanmalı hareket sistemi elemanlarının (kemik, eklemler) eski işlevlerine kavuşmasını ve yaralının hayatını kurtarmayı amaçlar.
    Travmatoloji;
    ·     üst ekstremite kırıkları,
    ·     alt ekstremite kırıkları, 
    ·     psödoartroz ve malunionlar (kaynama bozuklukları),
    ·     travmatoloji radyolojisi,
    ·     cerrahi tedavi gerektiren kırıklar, 
    ·     vertebra kırıkları, 
    ·     pelvis kırıkları, 
    ·     asetabulum kırıkları, 
    ·     çocuk kırıkları, 
    ·     çıkıklar gibi konuları kapsar. 
    Travmaya bağlı gelişen hastalıkların tedavisinde uygulanan teknikler hangileridir?
    ·     Fonksiyonel tespit tekniği: Ameliyat gerektirmeyen durumlarda klasik sert ve uzun alçılama yerine; daha kısa, yarı sert, erken yük vermeye ve adale fonksiyonuna izin veren yeni bir alçılama tekniğidir. Burada kullanılan alçılar; kaşıntı, alerji yapmamakta, kolayca banyo hatta deniz-havuza girme olanağı da tanımaktadır.
    ·     Kemik uyarıcıları: Özellikle stres kırıkları ve küçük kemik kırıklarında ultrasonik dalga ile kemik iyileşme zamanı yarı yarıya kısaltılmaktadır.
    ·     Kapalı intramedüller çivileme teknikleri: Bacak ve kollardaki uzun kemiklerin kırıklarının (basit-parçalı) ve kalça kırıklarının büyük bölümünde uygulanan, kırık hattı açılmadan, 2-3 cm’lik kesilerden yapılan ve kırık iyileşme süresini kısaltan tekniklerdir.
    ·     Artroskopik yardımla yapılan küçük müdahaleli operasyonlar: Eklem içi kırıkların bir kısmında, eklem açılmadan kırıkların tespitini sağlayan; bu sayede ameliyat sonrası oluşabilecek eklem sertliği olasılığını azaltan, fizik tedavi ve tam fonksiyona ulaşma zamanını kısaltan tekniklerdir.
    ·     Protez cerrahisi: Yaşlıların kalça ve omuz kırık çeşitlerinden daha büyük kısmına uygulama şansı veren, yeni protez tasarımları ile kısa sürede yürüme olanağı sağlayan uygulamalardır.
    ·     Radikal büyük cerrahiler: Gelişen teşhis ve cerrahi yöntemleri, leğen kemiği (pelvis) büyük kırıkları, büyük eklemlerdeki parçalı kırıklar gibi zor olgularda bile başarılı tedavi imkanı sunmaktadır. 
    ATROSKOPİ VE SPOR CERRAHİSİ
    Bu bölüm özellikle spor yaralanmaları sonucu oluşan kıkırdak, bağ ve menisküs lezyonları, eklem içi ve eklem dışı sorunlarla uğraşır.
    Artroskopi nedir?
    Artroskopi optik kamera eşliğinde eklemlerin içlerini görüntülü muayene ederek eklem içinde meydana gelen hastalık ve yaralanmaların tanı ve tedavisini sağlayan, 20 dakika ile 2 saat arasında sürebilecek  bir tedavi yöntemidir.
    Açık ameliyatlarda ekleme ulaşabilmek için büyük kesiler yapılması gerekir. Buna rağmen eklemin her yerini görmek çoğunlukla olası değildir. Artroskopi ile, açık cerrahi sırasında ulaşılamayan bölgeler de görüntülenebildiği için, daha eksiksiz bir inceleme olanağı vardır.
    Artroskopik cerrahi işlemlerim çoğu günübirlik cerrahi işlemlerdir. Sadece bir santimetreden daha küçük bir kesiyle ameliyat gerçekleştirilebilir. Tekniğin asıl yararı ameliyattan sonra görülür.
    Eklem açılmadığı için fizik tedavi ve rehabilitasyona daha erken başlanır. Artroskopik cerrahi, çok küçük kesilerden yapıldığı için, normal dokulara en az zarar veren yöntemdir.
    Hastaların ameliyat sonrası ağrısı, açık cerrahi girişimlere göre çok daha azdır. Böylelikle hasta daha çabuk iyileşir, aktif yaşamına daha erken döner. Özellikle sporcuların spora erken dönebilmeleri büyük avantajdır.
    Artroskopi sonrası yeterli bir egzersiz yapılırsa eklemde hareket kısıtlılığı gelişme riski yok denecek kadar azdır. Aynı şekilde enfeksiyon, tromboflebit gibi sorunlar daha nadir görülür. Bütün bu nedenlerden dolayı, artroskopik cerrahi sonrası iyileşme süresi daha kısadır.
    ARTROSKOPİ HANGİ DURUMLARDA GEREKLİDİR?
    Eklem hastalıklarının tanısı, iyi bir hikaye, fizik muayene ve direkt grafiler ve labaratuar tetkiklerinin yardımı ile konulur. Gerekli hallerde bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntülemesi kullanılabilir.
    Bütün bunlara rağmen teşhis zorluğu olduğunda artroskopik inceleme yapılır. Günümüzde artroskopi eklemleri ilgilendiren hastalıkların tedavisinde sık kullanılır. Uygulama diz, ayak bileği, el bileği, dirsek ve kalça eklemlerinde yapılmaktadır.
    Artroskopik yani kapalı olarak yapılabilen başlıca girişimler:
    Dizde:
    Yırtık meniküs parçalarının çıkarılması,
    Bazı menisküs yırtıklarının dikilmesi,
    Ön ve arka çapraz bağ tamirleri,
    Erken dönemde osteoartrit [kireçlenme] tedavisi,
    Osteokondritisler [kıkırdaktan parça ayrılmaları veya eklem fareleri],
    Diz eklemini ilgilendiren kırıklar
    Taze kıkırdak nakilleri,
    Patella (diz kapağı) ekseninin düzeltilmesi,
    Diz kapağı çıkıklarının tedavisi
    Eklem iltihaplarının boşaltılması,
    Hastalıklı eklem zarının çıkartılması (sinovektomi)
    Kaza veya hastalık sonrası meydana gelen hareket kısıtlılıklarının açılması,
    Eklem içi iyi huylu tümör ve kistlerin çıkartılması
    Iç dış yan bağ yırtıklarının tedavisi
    Omuzda:
    Kas sıkışması ve tekrarlayan omuz çıkıklarının tedavisi,
    Omuz eklemi içindeki kıkırdak ve kas krişi hastalıklarına yönelik girişimler,
    Erken dönemde osteoartrit [kireçlenme] tedavisi,
    Romatizmal hastalıklarda sinevektomi [kalınlaşmış olan eklemi döşeyen zarın çıkartılması],
    Eklem içi serbest cisimlerin çıkartılması 
    Rotator cuff yırtığı
    Slap lezyonları
    Sıkışma sendromları
    Donuk omuz tedavisi
    Ayak bileğinde:
    Eklem içi kırıklar, osteokondritisler [kıkırdaktan parça ayrılmaları ve eklem fareleri],
    Meniskoid lezyonlar [tekrarlayan burkulmalar sonrası meydana gelen doku sıkışmaları],
    Erken dönemde osteoartrit [kireçlenme],
    Romatizmal hastalıkların artroskopik tanı ve tedavisi
    Haglundg deformitesi 
    Aşil tendiniti
    El bileğinde:
    Eklem içi kırıkların tedavisi,
    Sinir sıkışmalarının gevşetilmesi,
    Bilek kemikleri arasındaki bağ yırtıklarının tedavisi,
    Eklem kıkırdağı harabiyetlerin tedavisi,
    TFCC [eklem içindeki özel kıkırdak yastıkçığı] yırtıkların düzeltilmesi 
    Ganglion kisti eksizyonu,
    Skafoid kırık tamiri
    Dirsekte:
    Osteokondritislerin [kıkırdaktan parça ayrılmaları ve eklem fareleri] tedavisi,
    Serbest cisimlerin çıkarılması,
    Hareketi engelleyen kemik çıkıntılarının törpülenmesi,
    Romatizmal hastalıklarda sinevektomi [kalınlaşmış olan eklemin döşeyen zarın çıkartılması],
    Eklem içi iyi huylu tümör ve kistlerin çıkartılması
    EL CERRAHİSİ VE MİKROCERRAHİ
    El cerrahisi; el ve buna bağlı olarak el bileği, ön kol, dirsek ve kol fonksiyonlarını olumsuz olarak etkileyen; akut yumuşak doku travmalarınnı, damar, tendon ve sinir kesilerini, ezilme ve sıkışma sonucu oluşan cilt ve kas dokusu kayıplarını, el ve el bilek ağrılarını, tetik parmak, sinir sıkışmaları, tenisçi dirseği, ganglion kistleri gibi sorunları tedavi eden uzmanlık dalıdır.
    Mikrocerrahi teknik sayesinde çıplak gözle zor görülebilen iğne ve iplikler kullanılarak çapı 1mm’den daha küçük damar ve sinirler ameliyat edilebilmektedir. Böylece; kopan el, kol, ayak, bacak gibi organlar yerine takılabilmekte ve çok ince sinir liflerinin onarılması ile yerine takılan uzvun hissetmesi ve yeniden hareket etmesi sağlanabilmektedir. 
    AYAK VE AYAK BİLEĞİ CERRAHİSİ
    İnsan neslini yüzyıllardır taşıyan ayaklarımızın sorunları Ortopedi’nin en önemli uğraş alanlarındandır. Ayak ve ayak bileği ile ilgili sorunlar uzman ekiplerimiz, ileri teknolojik çözümlerimiz ve tecrübeli fizik tedavi ekip ve ekipmanlarımız sayesinde kısa sürede çözüme ulaştırılır:
    ·     Topuk ağrıları
    ·     Nasırlar ve Tırnak Batması
    ·     Hallux Valgus (başparmak eğilmesi)
    ·     Ayak ve Ayak Bileği Kireçlenmeleri
    ·     Kas, Tendon Bağ Yaralanmaları, Sinir Sıkışmaları,
    ·     Çocuklarda Ayak Sorunları, Düz Tabanlık, Çarpık Ayaklar,
    ·     Topuk ve Parmak Kemiklerindeki Deformasyonlar,
    ·     Çözülmeyen tüm ayak ağrıları, şişlikleri ve şekil bozuklukları 
    Halluks Valgus: Ayak başparmağında oldukça sık görülen ve yaygınlığı giderek artan ortopedik bir hastalıktır. Ayak başparmağının iç yanındaki kemik çıkıntısını ifade eder. Kesin nedeni bilinmeyen bu rahatsızlık zamanında tedavi edilmezse sadece başparmağı değil, tüm ayağı ilgilendirebilecek belirtilerle birlikte iş gücü kaybı, yaşam kalitesi bozukluğu ve estetik sorunlara yol açabilir
    Halluks Rijidus: Başparmağın hareketinin azalması durumuna sert parmak anlamına gelen Halluks Rigidus adı verilir. İleri yaşla birlikte ayak başparmağında hareket kısıtlılığı, kemik çıkıntıları, ayakkabı giyememe gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Ayak başparmağının, tarak kemiği ile parmak kemiği arasındaki kıkırdak dokusunun aşınması ve buna bağlı olarak eklem çevresinde kemik çıkıntılar oluşması parmak hareketini kısıtlar ve başparmakta ağrıya sebep olur.
    Pes Planus: Halk arasında bilinen adıyla düztabanlık ayağın normalde olması gereken iç uzun kavsinin kaybolması ile karakterize bir ayak deformitesidir. Ağrısı olan ve başlangıç evresini geçmiş düztabanlar ameliyatla düzeltilmelidir. Ameliyat eğer zamanında yapılırsa eklemleri sabitlemeden düztabanlığı düzeltmek mümkündür, fakat gecikilen durumlarda tek çare eklemleri sabitleyerek (dondurarak) düzeltme yapmaktır. Düztabanlık ameliyatı hastalara daha kaliteli bir hayat sağlar.
    Pes Cavus: Bu rahatsızlıkta düz tabanlığın tersine, burada ayağın iç yayının fazla eğimli ve dikliği söz konusudur. İleri olgularda, ayak kısalabilir ve parmaklarda yere doğru büküktür. Çok ileri olgularda, cerrahi yolla bükük parmakların düzleştirilmesi ve ayak tabanını gerip eğimi fazla artıran plantar fascianın kesilmesi yoluna gidilir.
    DEFORMİTE DÜZELTME VE BOY UZATMA
    Çarpık bacaklar, bacaklar arasındaki eşitsizlik yüzünden oluşan fonksiyonel bozukluklar, boy kısalığı günümüzde İlizarov yöntemi ile tedavi edilebilen ortopedik problemlerdir. Reyap Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümleri’nde başarı ile uygulanan bu yöntem sayesinde bacaklardaki uzunluk farkı; kısalık telafisi, uzun bacağın kısaltılması ve kısa bacağın uzatılması ile eşitlenir. İlizarav yöntemi ayrıca kemik kırıklarında kaynamama sonucu meydana gelen yumuşak doku kaybı, eğrilikler ve kısalıkların tedavisinde de başarı ile uygulanmaktadır.
    İlizarov Metodu Nedir?
    İlizarov metodu, kemiğin ince teller ve çemberlerle tespit edildiği bir sistemdir.Uzuvların çevresine yerleştirilen çember ve teller vasıtasıyla kemik büyümesini kontrol altında tutmayı hedefler. İlizarov ‘un uygulandığı en yaygın alan boy uzatmadır. Bu işlemde kemikte düşük enerjili bir kırık oluşturulur ve tedrici olarak (1 mm / gün )uzatılır. Uzatma bölgesinde kemiğin orijinal uzunluğunun % 80’i kadar uzatma elde edilebilir.
    İlizarov Yöntemi Başka Nerelerde Kullanılır?
    ·     Kapalı ve açık kırıklarda
    ·     Kaynamayan kırıklarda
    ·     Kol ve bacak eğriliklerinin düzeltilmesinde
    ·     Tümör, travma ve iltihaplanma sonrası oluşan kemik kayıplarının düzeltilmesinde
    ·     Cücelerin boyunu uzatmada
    ·     Kemik iltihaplarında
    ·     Çocuk ve yetişkinlerin doğumsal kalça çıkıklarında
     
    SİNİR SIKIŞMA SENDROMLARI
    Karpal tünel sendromu
    Elde sık görülen sağlık problemlerinden biridir. Baş parmak ve yanındaki üç parmağın duyusunu veren; başparmak fonksiyonlarını sağlayan “median” sinirini etkileyen bir sorundur. Median sinirinin el bileğinde, parmakları hareket ettiren tendonlar ile birlikte içinden geçtiği “Karpal Tünel”de baskıya uğraması sonucu “Karpal Tünel Sendromu” gelişir.
    Parmaklarda uyuşma, güç kaybı ve ön koldan omuza kadar yayılan ağrılar ile kendini gösterir. Bu dönemde gerekli önlemler alınmazsa sinirde kalıcı hasar meydana gelir.Tedavi olarak başlangıçta tıbbi tedavi ve gece atelleri kullanılır. Yeterli iyileşme sağlanmazsa cerrahi olarak karpal tünel gevşetilmesi uygulanır. Sinir üzerindeki baskı böylece ortadan kaldırılır.
    Kubital tünel sendromu
    Kubital tünel sendromu, elin üç ana sinirinden biri olan ulnar sinirin bir sıkışma veya basınca maruz kalması sonucunda ağrı, şişlik, uyuşukluk ve güç kaybı gibi problemlere yol açmasıdır.
    Sinir, dirseğimizdeki iki kemik çıkıntısının arasından geçerek el bileğimizi büktüren kasın iki başlangıç noktası arasından seyreder. Bu bölgede sinir çok yüzeyelleştiği için basıya ve travmaya açıktır.
    Kubital tünel sendromunun belirtilerini ağrı, güçsüzlük, özellikle 4. ve 5.parmaklarda uyuşukluk, sinire dirsek seviyesinde meydana gelen küçük çarpmalar sonrasında dahi elde elektrik çarpmasıdır.
    İleri dönemlerde parmakları birbirine yaklaştırmada güçlük çekildiği, eli düz tutmaya çalışırken 4. ve 5. parmakların geri doğru kıvrıldığı görülür. İeri olgularda ameliyat gereklidir. Ameliyatta genellikle sadece kol uyuşturulur. Ulnar sinir, dirsekteki iki çıkıntılı kemik arasından çıkarılarak dirseğin ön tarafına taşınır.
    SKOLYOZ KİFOZ VE SPONDİLOLİSTEZİS AMELİYATLARI
    Skolyoz Kifoz
    Sağlıklı bir omurgaya arkadan bakıldığında tüm omurlar aynı doğrultuda görülür. Herhangi bir nedenle bu dizilimin bozulmasına ve anormal bir eğriliğin ortaya çıkmasına skolyoz adı verilir. 
    Skolyoz tedavisinde amaç kozmetik olarak düzgün, dengeli ve ağrısız bir omurga yapısı sağlamaktır. Erken tanı, eğriliğin daha küçükken saptanması önemlidir.
    Çocuklukta, egzersiz programları skolyoz tedavisinde duruşun düzeltilmesinde, esnekliğin artırılmasında ve psikolojik olarak hastanın hastalığa olan uyumunu artırmada etkin olmaktadır.
    Buna karşın tek başına egzersiz yapmak yeterli olmayabilir. Genel olarak cerrahi tedavi gerektirecek kadar olmayan eğriliğin tedavisinde, egzersiz programı ile korseleme birlikte kullanılmaktadır.
    Korse ile ilerlemesi durdurulamayan eğriliklerde ameliyata başvurulur. Skolyoz yalnızca çocuklarda değil erişkinlerde de gözlenebilir. Bunların çoğu çocukluk çağında fark edilmemiş ve erişkin çağa taşınan skolyozlardır.
    Ellili yaşlardan sonra ise omurgadaki yıpranma nedeni ile skolyoz görülebilmektedir. Çocukluk skolyozundan farklı olarak bu hastalarda en sık yakınma ağrıdır. Ağrı genellikle ağrı kesici ve fizik tedavi yöntemleri ile tedavi edilir.
    Bu yaşlarda, iskelet büyümesi durduğu için korseleme tercih edilmez; dirençli olgularda cerrahi tedavi gerekebilir.
    Spondilolistezis
    Omurga, omur denilen birbirine bağlı bir seri kemikten oluşur. Erişkin insanların yaklaşık %5’inde bel bölgesinin en altındaki omurların üst ve alt eklemlerini birleştiren kemik kısmında gelişimsel bir kırık olabilir. Genellikle çok hareketli olan bel bölgesinin alt omurlarındaki aşırı yüklenmeye bağlı oluşan “stres kırıklarına  “spondilolizis” denir.
    Bu bölgenin çok hareketli olması nedeniyle de bu kırıklar çoğu zaman iyileşmeyebilir. Bazı hastalarda ise kırık nedeniyle üstteki omurlar alttaki omurgaya göre öne doğru kayabilirler. Bu duruma da “bel kayması” ya da “spondilolistezis” denir. 
    Bu durumda ilk seçilecek tedavi, istirahat, ağrı kesici ve antiinflamatuar ilaçlar, geçici korse kullanımı ve fizik tedavi yöntemleridir. Ağrılarınız devam ederse seçilebilecek diğer bir yöntem kırık bölgesine ve omurları bağlayan eklemlere (faset eklemler) yapılacak steroid ve bölgesel ağrı kesici enjeksiyonlar olabilir. 
    Cerrahi olmayan tedavi yöntemleri ile yakınmaları geçmeyen hastalarda cerrahi tedavi gerekli olabilir. Aynı zamanda kayma nedeni ile omurilik basısı var ise ve bu da ciddi nörolojik problemlere (düşük ayak, idrar kaçırma) neden oluyorsa erken cerrahi müdahale gerekebilir.
    PRP VE EKLEM İÇİ ENJEKSİYON TEDAVİLERİ
    Eklem enjeksiyonu, eklem içine uygulanan ilaç enjeksiyonlarını ifade eder. Eklem içi ilaç uygulamaları sıklıkla eklemin hastalığı veya bozukluğuna bağlı olarak ortaya çıkan semptomları gidermek amacıyla uygulanmaktadır.
    Eklem rahatsızlıklarında,  eklemdeki ağrıyı azaltmak, enflamasyonu baskılamak ve eklem içi yapıları tamir etmek için eklem içi enjeksiyonlar tercih edilebilir.
    Eklem içi enjeksiyonlarda en sık kullanılan ilaçlar kortikosteroid ve lokal anestezik kombinasyonlu ilaç uygulamalarıdır.
    Bunun dışında eklem sıvısının akışkanlığını arttıran ve eklem kıkırdak yapısını güçlendiren viskosuplementer ilaçlar, % 25’lik dekstroz ve PRP gibi ajanlar da eklem içi enjeksiyonlarda kullanılmaktadır.
    PRP Nedir ve Nasıl Elde Edilir?
    PRP tedavisi son 10 yılda estetik cerrahi ve çene cerrahi problemlerinin çözümünde tedavi amaçlı olarak yaygın olarak kullanılmaya başlamış bir uygulamadır. Bu uygulama bir süredir ortopedik problemlerin çözümünde de yaygın olarak kullanılmaktadır.
    Platelet Rich Plasma (PRP); kanda bulunan “trombosit”ten zengin serum anlamına gelmektedir. 
    Genellikle kişinin kendi kanı damar yolu ile alınır. Kişinin kendi kanından steril ortamda konsantre miktarda trombositler elde edilir, bir miktar serum (plazma) ile karıştırılarak tedavi edilecek bölgeye uygulanır.
    PRP hasarlı dokudaki iyileşmeyi destekler. Doku büyüme faktörleri, hazırlanan konsantre enjeksiyon maddesinde daha yoğun olduğu için, PRP’nin zarar görmüş dokulara enjekte edilmesi halinde vücut dokularındaki iyileşme hızlanır.
    PRP’nin Etki Mekanizması Nasıldır?
    Yaralanan, zedelenen veya problemler gösteren kas, tendon ve benzeri dokuların  onarım süreci; bölgedeki pıhtılaşmış kanın içindeki trombositlerin başlattığı enflamasyon ile başlar.
    Enflamasyon; çarpma, vurma, zedelenme sonucu oluşan şişme olarak anlaşılabilir, ancak İyileşme sürecini bu enflamasyon başlatır.
    PRP’de hastanın kendi kanı ayrıştırılarak yine kendi dokusuna enjekte edildiği için allerjik reaksiyon beklenmez.
    Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde PRP’nin  kullanım alanları nelerdir?
    ·     Omuz döndürücü kılıf yaralanma ve problemleri, 
    ·     Tenisçi-golfçü dirseği (Lateral epikondilit), 
    ·     Aşil, kuadriseps, patellar tendinit,
    ·     Adduktor tendinit,
    ·     Topuk dikeni (Epin Kalkenei)
    ·     Biseps yaralanmaları 
    ·     Menisküs problemleri 
    ·     Osteoartrit (Kireçlenme)
    ·     Kıkırdak lezyonları
    ·     Kronik kas ve tendon problemleri
    ·     Ameliyat sonrası onarım

    Ortopedi ve Travmatoloji Doktorları

    HEMEN RANDEVU AL

      Hızlı randevu formunu doldurduktan sonra tarafınıza en kısa sürede çağrı merkezi temsilcilerimiz geri dönüş yapacaktır. 

      2

      HASTANE

      126

      UZMAN DOKTOR

      1200+

      PERSONEL

      45

      TIBBİ BİRİM

      500000+

      YILLIK HASTA SAYISI

      X